MUÇEP MECLİS TOPLANTISINDAN NOTLAR

Şubat 23, 2020

Aydın Bodur – Namık Berktay

MUÇEP, Muğla’da yerel meclisler şeklinde örgütlenen bir çevre platformu. Üçer aylık periyotlarda yerel meclisler, bir araya geliyor ve bilgi paylaşımı yapıyor, gündemlerini paylaşıyor, ortaklaşabildikleri meselelerde güçlerini çoğaltıyorlar.
Bu sefer yerel meclisler, Bodrum’da toplanıyor. Toplantıya Bodrum dışından insanlar da katılıyor. Toplantıya katılmak üzere Datça’dan yola çıktığımızda hava daha ağarmamış, karanlık. Yolda önümüze aniden çıkan yaban eşekleriyle karşılaşınca ufak bir tehlike atlatıyoruz. Biz şanslıyız, son günlerde yol boyunca birkaç büyük kazadan da söz ediliyor. Yolda Akyaka’dan, gelen arkadaşlarla mola yerlerinde karşılaşıyoruz. Birlikte çay-kahve içip sohbetler çeviriyoruz. Yol genel olarak keyifli. Yatağan hariç! Yatağan da yine havaya karışan zehirle birlikte kesif bir duman karşılıyor. Adeta daha da hızlanarak, kaçarcasına geçiyoruz Yatağandan, termik santraller diyarından… Milas Sanayi Bölgesinde de keyfimiz kaçıyor, toz duman içinde yükselen inşaatları görünce..


Bodrum’a girdikten sonra, yapılaşmayı görünce, Datça’nın haline adeta şükrediyoruz.

Toplantı, bir AVM’de! Zira koca şehirde AVM dışında, toplantı yapılacak mekan bulmak pek mümkün değilmiş! Neyse tToplantı salonuna ulaştığımızda salonun kalabalıklığı yüzümüzü güldürüyor. Arkadaşlar karşılıyor, çaylar içiliyor, sohbetler yeniden başlıyor.

 

Katılımcılardan Namık Berktay’ın katkısıyla

Ve toplantı başlıyor:

Bugün Muğla Çevre Platformu, kısaca MUÇEP’in Bodrum’daki “Meclis Buluşması” toplantısına gittim. Toplantıyı aklımda kaldığınca sizlerle de paylaşmak istiyorum.

MUÇEP, Muğla’da giderek büyümekte olan çevre sorunları ve bunların çözümleri konusunda çalışma yapan bir platform. Birçok STK ve benzerlerine oranla, oldukça ciddi, çözüme yönelik çalışmalar yapıyor ve kanımca oldukça da başarılı.

Katılımcıların çoğu, ciddi, ağırbaşlı ve donanımlı insanlar. Abur cubur tartışmalar, garip garip öneriler yerine, bilimsel araştırmalar, bilimsel verilerle dopdolu bir ortama giriyorsunuz. En azından kendim için söyleyebilirim, benim birçok yerde görmediğim, alışık olmadığım bir ortam bu…

Bugünkü toplantıda da konuşmacılar uzmanlaştıkları alanlarla ilgili çok ciddi ve bir o kadar da ilginç bilgiler verdiler bize. Bunlardan bir kısmı Muğla Üniversitesi vb.. öğretim üyesiydi. Bilenlerden bilgi almak oldukça keyifli oluyor…

Diğer güzel bir nokta, günlerden Cumartesi olmasına ve yoğun temposuna rağmen, Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın da toplantının öğleden sonraki bölümüne katılması ve yaptığı konuşmayla, açık bir dayanışma ve destek mesajı vermesiydi.

“Biz”de bir huy var, onunla başlamalıyım. “Gecikmek” adeta normal, olması gereken işleyiş olarak algılanır ve çok istikrarlı bir biçimde hayata geçirilir sıklıkla. MUÇEP Bodrum toplantısı, zamanında başladı ve zamanında bitti. Konuşmacılar da aynı şekilde, kendilerine tanınan sürelere riayet ettiler. Övmeliyim.

Meclis Buluşması programında ilk olarak, MUÇEP’in ne olduğu, ne işe yaradığı gibi, “neden ve ne içinler” den oluşan bir tanıtım konuşması yapıldı. Akabinde ise ilk önemli madde geldi: Güllük ve Güllük’de yapılanlar.

Güllük bölgesine yapılmış olan bir liman / iskeleydi ilk konu. Konuşmacı, doğma büyüme bir Güllüklüydü. Kendisi hem balıkçılığı ve kaptanlığıyla bir deniz insanı hem de bir turizmciydi. Şu sıralarda yapılması öngörülen yeni bir liman ve marina projesinin yaratacağı olumsuzluklar hakkında bilgilendirdi katılımcıları. Güllük’deki Dalyanın böyle bir proje hayata geçirilecek olduğunda, bir biçimde yok olacağını ifade etti. Yığılacak kum, toz, gelmesi öngörülen yük gemileri, marinayı süslemesi beklenen (galiba) 50 metrelik tekneler vs. ile bu uygulamanın bir idam emri olacağını belirtti. (Yanlış hatırlamıyorsam) Oradan taşınması öngörülen feldspat, diğer ismiyle feldispatın çevreye vereceği hatırı sayılır zararı anlattı. Sadece oradan çıkacak tozun, hemen limanın bitişiğinde yaşamakta olan yüzlerce haneyi doğrudan “zehirleyeceğini” de buna ekledi. Güllük’ün akıbetindeki diğer iki olumsuzluktan ilki ise, koskocaman bir bölgede meşhur olan “Güllüklü kefal balığının” yok edileceği, suda azalacak / kalmayacak oksijenin de deniz canlılarını telef edeceği gerçeğiydi. Diğeri de, ki bence bu çok önemli, yaşam alanı Meksika Körfezi olan ve yumurtalarını bırakmak için düzenli olarak Güllük’e gelen yılan balıklarına vurulacak olan öldürücü darbe.

Konuşmacı arkadaşımız bir noktaya daha işaret etti. O da, Güllük Körfezinin koskocaman bir alana yayıldığı, bir ucu ile Didim’e dokunurken, diğer ucu ile de Bodrum yarımadasına uzandığıydı. Yani, burada gerçekleşecek bir çevre felaketi sadece Güllük’ü değil, kelime ile doğrudan ilintili olarak, bütün çevreyi ilgilendiriyor.

Yemek arasından önceki ikinci konu ise, “inatla” yapılmaya çalışılan (!!!) Bodrum Çevreyolu Projesiydi. Bağlantılı olarak, bu projenin kültürel ve doğal alanlara etkisi anlatıldı. Perdeye yansıtılan resimlerle de bunun dehşetengiz boyutları katılımcılara çok güzel aktarıldı. Konuşmacılar, bir tanesi akademik kariyer sahibi iki bilim insanı, iki uzmandı. Katılımcılar, “Güllük gerçeklerinden” sonra, hayret ve biraz da endişeyle kapının ağzında duran gelişmelerin neden olacağı tahribatları dinleyip, öğrendiler.

Söz konusu çevreyolunun Torba çöplüğünden başlayıp, İslamhaneleri’nde bitmesi öngörülüyor. Tüneller ve viyadüklerle… 18 km uzunluğunda olacakmış. Anlatıldığı kadarıyla, projeyi yapanlar ve onaylayanlar bölgenin konum ve özellikleri konusunda oldukça bihaberlermiş ve bu nedenle, mahzurlu olduğu anlaşılan projeler en az 2 kez değiştirilmişler! Bu, 18 km’lik güzergâhın % 60’ı 1. derece, % 40’ı ise (belki de aynı zamanda) 3. derece doğal sit alanı. Aynı şekilde, % 24’ü de 1. derece arkeolojik sit alanı! Tabi bir de buna henüz ortaya çıkmamış / çıkarılmamış tarihi eserleri, kalıntıları eklemek lazım!

Projede, yaklaşık olarak 5600 m tünel yapılması (!), 2600 m de viyadük inşa edilmesi söz konusu. Bu arada, kötü bir senaryo ile, tünelin yarısı yapıldığında karşılaşılacak tarihi eserlere, kalıntılara “üzülmek” ve tünel yapımından vaz geçmek de “maalesef” mümkün olmayacak! Bu “proje”, Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan proje olarak değil (!), “öneri” olarak geçmiş.

2018’de yayımlanan BŞB Ulaşım Planı’nda, 2025 – 2030 dönemi için öngörüldüğü gözüküyor. Buna bağlantı yolları da dâhil. Muğla Ulaşım Ana Planı Raporuna göre, bu proje ana yükü kaldırmaya aday değil. Tersine, sorunları çözmek yerine, problemleri büyüten bir yapıya hizmet edecek olduğunun beklendiği belirtiliyor (4 Aralık 2018).

Bunun yanısıra, yarımadanın iç kısmını kalbinden vuracak olan bu proje, binlerce yıllık bir tarihi de tamiri imkânsız olacak bir biçimde tahrip etmeye aday. İçinde Pedasa da dâhil, birçok kalıntı, bir kesim insan hiç umursamasa da, Karyalılar ve Lelegler’den günümüze gelen bir miras. Uzmanların vurguladıkları, antik bir yolun ya da yerleşimin altından (!) çevre yolunun geçemeyeceği şeklindeydi! Ayrıca, kümülüslerde peyzajın korunmasının da en az o kadar önemli olduğuna işaret edildi. Orada yükselecek olan viyadüklerin ise bütün görüntüye zarar vereceği belirtildi.

Çevre yolunun bu bölgedeki yürüyüş yollarına, ormanlık alana, bütün floraya vereceği zarar da ayrıca vurgulandı ve böyle bir projenin kabul edilemeyeceği belirtildi.

Sıcağı sıcağına aktarabileceğim şimdilik bu kadar. Yarın, 2. bölümde de Turgutreis Sahil Güvenlik Limanı projesi, Akdeniz Deniz Suyu Seviyesinin Yükselmesi ve Bölgeye Etkisi, Kömürsüz Muğla – Termik Santraller ve bunların Bodrum suyuna etkisi konularında anlatılanları, aldığım notlar yardımıyla ve aklımda kaldığı kadarıyla paylaşmaya çalışacağım. Ayrıca, Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın değindiği konuları da özet olarak aktardıktan sonra, ben de birkaç cümle ile kendi düşündüklerimi paylaşmaya çalışacağım.

Şüphesiz unuttuğum, es geçtiğim noktalar vardır. Ayrıca, konuların uzmanı olmadığımdan yanlış ifadelere de yer vermiş olabilirim. Bu durumda, onları da bir biçimde düzeltiriz.

Toplantının ikinci gününde Bodrumdaki problemli bölgeler ziyaret ediliyor.

 

 


Akıl almayan suçlamalar devam ediyor, Gezi’ye beraat, Kavala tekrar gözaltında…

Şubat 19, 2020

Aydın Bodur

İstanbul’un son yeşil alanlarından birini kaybetmemek için başlayan Gezi Direnişi, akıl almayan iddialarla ikinci kez dava konusu yapılmıştı. 2.5 yıldır, suçsuz yere tutulan Osman Kavala da beraat edenler arasındaydı.

Sevinç kısa sürdü. Kavala, İstanbul Cumhuriyet Savcılığının yeni “iddia”sı ile yine gözaltında… Eziyet sürüyor!

Yazının devamını oku »


İŞSİZLİK-YOKSULLUK MU / DOĞANIN-HAYATIN YOK EDİLMESİ Mİ; SANTRALLERİN KAPATILMASI AÇMAZ MI?

Şubat 10, 2020

Güngör Erçil

Muğla’da, mahkemelerin yıllar önce kapatılmasına karar verdiği 3 termik santralden biri, Yatağan Termik Elektrik Santrali sembolik olarak kapatıldığında; çevreci bozuntusu denilenlere, destek verenlere, kapatma törenine katılan milletvekilleri üzerinden, ‘yardım ve yataklık’ terimleri kullanılarak bir saldırı başlatıldı. Bu terimlerin yaygın biçimde nasıl kullanıldığını biliyoruz. “Çalışanların ekmeğiyle oynuyorsunuz; işçi sizi affetmez.” deniyor özetle ifade edilirse.

yatağan termik santrali ile ilgili görsel sonucu

Kapatma töreninde okunan basın bildirisinde, bu noktaya yeterince parmak basılıyor; yaşanan örneklerden, kapatmanın yükünün çalışanlara, yörenin insanlarına yüklenmek istendiği, bunun kabul edilemez olduğu vurgulanıyordu. Bir ‘adil geçiş’ sürecine ihtiyaç olduğu, emeğiyle geçinmeye, yaşamaya çalışanların, yöredeki köylülerin, bu sürecin yükünü taşımaya tahammülünün olmadığı; santrallerin alternatifini yaratmak için mali kaynağın olduğu, kaynağın nereden bulunacağı açıklanmıştı.

Yazının devamını oku »


DATÇA BELEDİYE MECLİSİ ŞUBAT AYI OLAĞAN TOPLANTISINI DATÇALILAR İÇİN İZLEDİK…

Şubat 4, 2020

Mehmet Erdal

Belediye Meclisinin Şubat ayı olağan toplantısı, 04.02.2020 günü saat 09.30’da Belediye Meclis Toplantı Salonunda yapıldı.
Toplantıya CHP-8, AKP-3, MHP-2 meclis üyesi; yerel basın-3 ve biz izleyici yurttaşlar 10 kişi olarak katıldık.
***
Belediye Başkanı Gürsel Uçar, toplantının açılışını yaptıktan sonra, resmi bölüme geçmeden önce, ‘Sizlere, İstanbul’da katıldığım EMITT fuarındaki izlenimlerimden bahsetmek istiyorum’ diyerek, söze başladı. Başkana göre, fuarda herkesin bir standı vardı. Fuar, bütün illerin katılım gösterdiği oldukça hareketli bir yerdi. Stantlar hiç boş kalmıyordu. Turizmciler oradaydılar. Herkes arayış içerisinde idi. Sonunda, kendin pişir kendin ye, kuralı geçerliydi. Datça, bu yıl stant açmamıştı. Neden açmadınız? denmemeli idi. Dalaman nar suyu, Köyceğiz başka bir şey ikram ediyordu.

Yazının devamını oku »


Datça üzerine, Datçalılarla söyleşiler:BelediyeBaşkanı Gürsel Uçar’la Başlıyoruz…

Şubat 3, 2020

Aydın Bodur

Festival Gazetesi

Geçtiğimiz günlerde Datça’da yerel bir gazete ya da dergi tartışması yürütülürken, Datça Belediyesinin Badem Çiçeği Festivalini, kentteki herkesle birlikte yapma fikri de ortaya çıkıyor. Belediye, Festivali katkı vermek isteyen herkesle yapacağını duyuruyor. Hemen her grup-STK, katkı vermeye gönüllü oluyor. Şiirinden resmine, şarkısından türküsüne her türlü kültür-sanat etkinliği; bisikletinden doğa yürüyüşlerine, danslarından yogasına kadar her türlü spor etkinliği de dahil… Robotlar, boyamalar, bilmeceler, her türlü çocuk atölyeleri… Sokak hayvanları da unutulmuyor…

Yazının devamını oku »