Cinsiyetçiliğin Krizi ve ‘Makbul Erkeklik’ Datça Mülkiyeliler Birliği’nin Düzenlediği Konferansta İrdelendi…

Haziran 30, 2019

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve ayakta duran insanlar

Aydın Bodur

Datça’ da Mülkiyeliler Birliği ve Gazete Duvar’ın işbirliği ve Datça Belediyesinin desteği ile Mülkiyeliler Günleri kapsamında Türkiye’nin Krizleri üzerine panel serisi devam etmekte.

24 Mayıstaki Türkiye’nin yaşadığı “iktisadi kriz” üzerine Özgür Müftüoğlu ve Bahadır Özgür’ün konuşmacısı olduğu panelin ardından 29 Haziran’da Türkiye’nin Cinsiyet Krizi üzerine serinin 2. paneli de düzenlendi.

Panelin kolaylaştırıcısı Ayhan Yalçınkaya, açış konuşmasında Türkiye’nin Krizleri üzerine, başlatılan bu paneller dizisinde, bir sonraki Temmuz Toplantısının Türkiye’nin Siyasi Krizi üzerine olacağını ve yine Datça Bülent Ecevit Kültür Merkezinde yapılacağını, sonraki panele gelecek panelistlerin İlhan Cihaner ve Dinçer Demirkent olacağını vurgulayarak, sonraki panelin tanıtımını yapıyor ve eril şiddetin neden olduğu Cinsiyet Krizi konusunun önemine vurgu yaparak Haziran ayının konusunu ve panelistlerini tanıtıyor.

Yazının devamını oku »


Datça Palamutbükü’nde yangın

Haziran 30, 2019

 

29 Haziran akşam saatlerinde Palamutbükü’nde orman yangını kontrol altına alma çalışmaları sırasında alevler yerleşim bölgesine (Cumalı tarafında) neredeyse 200 metre yaklaştı.

palamutbükü yangını ile ilgili görsel sonucu

 

Helikopterlerle müdahalenin yanı sıra Datça Belediyesi, Datça Orman İşletme Şefliği Arazöz ve itfaiye araçları ile müdahale etti. Müdahale çalışmalarında çıkan kuvvetli rüzgar nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşandı. Orman işçilerinin yanı sıra Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Ekibine (MAFGAME) bağlı gönüllüler ile söndürme ve soğutma çalışmaları sürdürüldü.. Oldukça geniş bir makilik alan yangında yok oldu.

Orman işçileri, İtfaiye ve yurttaşların fedakarca çalışmaları sonucunda yangın söndürüldü.

Datça Belediyesi yaptığı açıklamada sabotaj ihtimalinin bulunduğunu belirtti.

Sözcü Gazetesinde yer alan haberde ise  ‘Öte yandan, şu ana kadar 5 hektardan fazla alana zarar veren yangını söndürme çalışmalarına katılan vatandaşlar, yangının ilk başladığı bölge olan Limantepesi vericiler bölgesinde, yapacağı otel için ruhsat alamayan büyük bir arazi sahibi tarafından kasıtlı olarak çıkarıldığını iddia etti.’

Bazı yurttaşlar da yangının çıkmasına elektrik tellerinin sürtünmesinden çıkan kıvılcımların sebep olduğunu, AYDEM’in gerekli bakımları yapmamasının  yangın tehlikesini artırdığını ifade ediyor.


20 Ay Sonra Gezi Davası Başladı Gezi Umuttur…

Haziran 24, 2019

Gezi davası ile ilgili görsel sonucu

Derleyen Aydın Bodur

Gezi Parkı İddianamesi açıklandı. 600 güne yakın süre hangi iddia ile olduğunu bilmeden Silivri’de tutuklu bırakılan Osman Kavala’nın ve Yiğit Aksakoğlu’nun da aralarında bulunduğu 16 kişi GEZİ PARKI EYLEMLERİ nedeniyle yargılanacaklar. İlk duruşma 24-25 Haziran’da Silivri’de yapılacak.

Kavala ve Aksakoğlu dışında yargılanacak olan Geziciler: Mücella Yapıcı, karı-koca Alabora’lar, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan, Hanzade Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi, Tayfun Kahraman, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay, Mine Özerden ve Can Atalay olmak üzere şimdilik 16 kişi.

Yazının devamını oku »


Datçalılar Şimdi İstanbulluları Kucaklamak İçin Bekliyorlar…

Haziran 24, 2019

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık, gece ve açık hava

Dün gece İstanbul seçim sonuçları kesinleşmeye başladığında Datçalılar Cumhuriyet Meydanı’na akmaya başladılar.

Gençler, yaşlılar, başörtülü başörtüsüz kadınlar yenilenen İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu’nun kazanmasının sevincini hep birlikte coşkuyla kutladılar.

Meydan türküler, meşaleler, havai fişeklerle şenlendi. Gençler o gençler ki ‘Her şey çok güzel olacak’ nidalarıyla halay çekip dans ettiler.

Türk bayrakları, CHP bayrakları, HDP bayrakları meydanda dalga dalga birbirlerine sarıldı.

Herkes adaleti yerine getiren İstanbullulara şükran duygusuyla coştu.

Daha sonra, oy kullanmak için Datça’dan otobüslerle İstanbul’a giden 250 yurttaşın  Datça’ya dönüşüyle yarın akşam kutlamanın geniş olarak yapılacağını bildiren CHP İlçe Başkanı’nın sözü üzerine kutlama sona erdi.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve gece


Forum “Nasıl Bir Datça”

Haziran 22, 2019

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor

Aydın Bodur

22 Haziran’da Hızırşah Kültürevinde, Daçev-Friedrıch Ebert Stiftung ve Datça Belediyesi tarafından desteklenen bir grup Datça Gönüllüsü tarafından düzenlenen “Nasıl Bir Datça” temalı forumların ikincisine ikiyüze yakın Datçalı katıldı. Konuşan katılımcıların önemlice bir kısmının turizm ya da tarım işletmecisi olduğu gözleniyordu. Katılımcılar arasında belediye başkanı Gürsel Uçar da vardı.

Datça’da doğmuş büyümüş ya da dışarıdan gelip yerleşmiş birçok Datçalı, nasıl bir Datça istediklerine dair tespitlerini, özlemlerini, umutlarını serbest kürsü ortamında paylaştı. Serbest kürsünün yanı sıra katılımcıların tartışmaların usulüne, beklentilerin karşılanma düzeyi ya da katılımcıların forumlar için önerileri gibi çeşitli konularda katkılarını ı içeren bir anket formu da dolaştırılarak, katılımcıların katılımlarının maksimize edilmesi de unutulmamıştı.

Katılımcılara, kolaylaştırıcılar tarafından 3 soru soruldu:

  1. Datça sizin için ne ifade ediyor?
  2. Datça’daki dönüşüm sizin için ne ifade ediyor?
  3. Datça’nın gelişimine, değişimine dair önerileriniz nelerdir?

İlk soruya katılımcıların çok büyük bir kısmının, Datça’nın güzel, huzurlu, değerli, birbirine güvene ve dayanışmaya dayalı, iyi komşuluk ilişkilerine sahip bir sahil kasabası olması gibi olumlu özelliklerini vurguladıkları ve hemen tüm katılımcıların Datça’yı benimsediği/sahiplendiği görüldü. İyi komşuluk ilişkilerini güçlendiren küçük kasaba özelliğinin bazen boğucu olabildiğine dair paylaşımlar da yapıldı.

Datça’daki dönüşümün etkileri/sonuçları üzerine yapılan paylaşımlarda, Datça’nın plansız büyüdüğü, hızla kalabalıklaştığı, betonlaştığı, tarımsal üretimiyle kendine yeten/sürdürülebilir bir kasabadan, Bodrum/Marmaris/Kuşadası gibi üretimden kopmuş, kötü imarla betonlaşmış, iyi birçok hasletini kaybetmiş kalabalık, bir sahil kasabasına doğru dönüşmesinden duyulan korku paylaşıldı. Kaybedilen tarım alanları, yavaş yavaş yerel halkın tarımdan kopuşu, doğal yaşamın giderek bozulması gibi kaygıların yanı sıra, yeni gelenlerle birlikte hem ekonomik ve hem de sosyo-kültürel zenginliğin artması da genel kabul gören bir yaklaşımdı.

Datça’nın iyileştirilmesine dönük önerilere gelince forum oldukça umut vericiydi. Tarımın ya da turizmin iyileştirilmesinden, bir müzeye kavuşmak ya da kıyılarda kaybedilen kumlu alanların çoğaltılmasından , çöplerin toplanması için seferberlik çağrılarına varıncaya kadar bir çok öneri paylaşıldı. Ancak öneriler arasında en çok sahip çıkılan öneri, mahallelerden başlayarak yerel her birimde aşağıdan yukarıya örgütlenmiş halk meclislerinin örgütlenmesi oldu.


Datçalılar, 14 Haziran’da Büşra Ersanlı’nın resmi tarih ve demokrasi söyleşisini izledi.

Haziran 21, 2019

Aydın Bodur

Tarihin konusu ve demokrasinin derdi insanlık halleriyle doğrudan ilgilidir: Son 50 yılda tarih yazımında ve tarih eğitiminde birçok yenilik oldu. Temsili demokraside görülen eksiklikler nedeniyle de katılımcı ve doğrudan demokrasi savunuldu. Tarihçilikte daha önce dikkate alınmayan aktörler gündeme geldi. Siyasette ise hayat sorunlarını çözmek için önceden görmezden gelinen farklı iradeler devreye girdi. Tarihsel düşünebilmek için de bugün doğayı, farklılıkları, bir arada huzur içinde yaşama koşullarını, savaş karşıtlığını, sanat ve edebiyatın değerini öne çıkarmak gerekiyor.” Büşra Ersanlı

Datçalılar, 14 Haziran’da Metamorfoz Sanatevi’nde Büşra Ersanlı’nın resmi tarih ve demokrasi üstüne söyleşisini izledi. Söyleşinin yapıldığı salon hayli kalabalıktı. Dinleyiciler, Ersanlı ile söyleşi sonrasında, aldıkları kitapları da imzalattı.

büşra ersanlı metamorfoz ile ilgili görsel sonucu

Ersanlı, söyleşisine siyasal iktidarların kendilerince bir meşruiyet ve devamlılık sağlamak üzere, gerçeklikten uzak, nesnel olmayan algısal bir resmi tarih yazımına yöneldiği ve gerçeklikten uzak algıyı gelecek kuşaklara taşımak üzere ders kitaplarına yansıttığı tespiti ile başladı. Bu algısal yazılarda nedenlerin/niçinlerin asla tartışılmadığını, yazılanların çoğunlukla bilimden uzak, eksik ve çarpıtmalara dayanan içeriklere sahip olduğunu, çocukları sorgulamadan uzaklaştırdığını ve ezbere yönlendirdiğini anlattı.

Yazının devamını oku »


Datçalılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kıyıları Halkın Serbest Kullanımına Kapatmasına Dur Diyor…

Haziran 19, 2019

Ferhan Umruk

Geçtiğimiz yıl başlayan bu yıl da giderek artan biçimde, anayasal olarak halkın kullanımına açık olması gereken Datça kıyıları, adeta bir şezlong terörüyle karşı karşıya kalmış bulunuyor.

 

Kıyıları ticari rant haline dönüştürerek halkın serbestçe kullanımını engelleyen de; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kontrolündeki Türkiye Çevre Koruma Vakfı’nın yüzde 50 ortaklık payına sahip olduğu Muçev Turizm Ltd. Şirketi’nin Datça kıyılarındaki işletmeleri kira sözleşmeleri imzalamaya zorlayarak anayasaya aykırı biçimde kendine gelir yaratma fırsatçılığı.

datça şezlong plajı ile ilgili görsel sonucu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Muçev Ltd. Şti aracılığıyla doğa harikası Datça kıyılarını pazarlayıp şezlong yığınına  dönüştürme hamlesine karşı Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi öncülüğünde bugün saat 14.00’te Datça Kaymakamlığı önünde Datçalılar basın açıklaması yaptılar. Daha sonra da Datça Kaymakamlığı İlçe İnsan Hakları Kuruluna kıyıların halkın serbestçe kullanımına kapatılmasının insan hakkı ihlali olduğunu belirtip, bu uygulamanın kaldırılması için 200 Datçalının dilekçesi verildi.

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, Gülkadin Taş dahil, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve açık hava

MUÇEP Datça Meclisi sözcüsü Güngör Erçil basın açıklamasında şunları ifade etti:

Basına ve Kamuoyuna

Muğla kıyılarının hem korunması gereken doğa alanları, hem de yoğun ziyaretçi trafiğine sahip turizm alanları olduğu malumdur. İlgi gören kıyı alanlarımızın hukuksuzlukla işgal edilip ticarileştirildiği de iyi bilinen, hem kıyılarda yaşayan hem de buralarda tatil yapan yurttaşlarımızı rahatsız eden bir durumdur.
Datça, bu anlamda şanslı kıyı beldelerinden biriyken, 2017 yılından itibaren bu durum hızla değişiyor. Datça’da da kıyılarımız hızla işgal edilip ticarileştiriliyor. Bu sürecin başlangıcını da, korunan alanlardaki kıyıları, Anayasa ve Kıyı Kanunu hükümlerini de göz önünde tutarak koruyup, tüm yurttaşların serbest kullanımına açık tutma yükümlülüğü olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kontrolündeki bir vakfın %50 pay sahibi olduğu Şirket’in uygulamaları oluşturmaktadır. 
Muğla Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. (MUÇEV) unvanlı şirketten söz ediyoruz. Datça’da giderek vahim bir hal alan ve toplumsal çatışmalar doğurma tehdidi içeren süreç, Bakanlığın kıyı alanlarının işletmesini devrettiği MUÇEV’in, Datça plajlarındaki işletmeleri-esnafı kira sözleşmesi imzalamaya zorlaması ve kıyılarımızı kiralamasıyla, 2017 yılında başladı. Her yaz mevsiminde daha kötü bir hal alıyor.
Bu gidişatın sonuçlarını öngören Datça Kent Konseyi ve Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), 2018 Ocak ayında Mesudiye-Kurubük’ün kiralanması girişiminden başlayarak, bu hukuksuzluğa karşı Anayasa ve Kıyı Kanunu’na dayanan ortak bir mücadele yürütüyor. Halkımızın öngörümüzü kabul ederek, Kurubük kiralamasına karşı gösterdiği haklı tepki, kiralamadan vazgeçilmesini sağladı.
Kurubük’ün kiralanması girişiminin sonucuna ve kesinleşmiş yargı kararlarına dayanarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Anayasa ve Kıyı Kanunu’na aykırı olarak gerçekleştirilen MUÇEV’e kiralama-tahsis işlemlerinin iptal edilmesi talebiyle Muğla çapında yaygın başvurular yapıldı. Bu kapsamda, Datça’dan rekor düzeyde yüksek sayıda bir başvuru gerçekleşti. Her başvuruya cevap verme yükümlülüğü olan Bakanlık, hiçbir başvuruya cevap vermedi. 
Bu hukuk dışı suskunluk tavrına karşı Datçalı 45 yurttaş olarak açtığımız dava, bir yıldır Ankara ve Muğla mahkemeleri arasında yetki tartışmasıyla gidip geliyor, bir arpa boyu yol alınmadı. Hukuk yollarının bu denli etkisiz olması, ülkemiz adına vahim bir durumdur.
Kıyıların kullanımını düzenleyen Anayasa’nın 43. maddesi, Sosyal ve Ekonomik Haklar bölüm başlığı altında yer almakta ve kıyıların serbestçe kullanılmasını bir temel insan hakkı olarak düzenlemektedir. Yönetmelik ve Bakanlığın idari işlemleriyle yaratılan bugünkü somut durum, bir insan hakkı ihlali oluşturmaktadır.
İlçemizde İnsan Hakları İnceleme Kurulu’nun faaliyete geçerek hak ihlallerine ilişkin yurttaş başvurularını kabul etmeye başlaması üzerine, bu hak ihlalinin ortadan kaldırılması için Kurul’a başvurmayı kararlaştırdık. Bir bölümü şu anda burada hazır bulunan çok sayıda yurttaşımız, somut olarak yaşadıkları mağduriyetin bir hak ihlali oluşturduğunda tereddüt etmeden, başvuru dilekçesi imzaladı. Bu dilekçelerimizi sunmak ve hak ihlalinin giderilmesi talebimizi kamuoyuna duyurmak üzere toplandık.
Bir hak ihlali oluşturan güncel somut durum, aynı zamanda, güzel İlçemiz için, tüm özgünlüğünün ortadan kaldırılması; sakin, rahat, herkese kucak açan bir tatil beldesi özelliğinin yok edilmesi anlamına geliyor. Bu, vahim ve geri döndürülemez bir süreçtir. Gidişatın sonunda kaybeden, sadece anayasal haklarını korumak için başvuru yapan biz yurttaşlar değil, bir bütün olarak Datça olacaktır. 
Anayasal temel bir hakkımızı ihlal eden durumun ortadan kaldırılması talebimizi, tüm meşru yolları kullanarak, sonuna kadar takip edeceğiz. 
İnsan hakları Kurulu’nun da talebimiz konusunda doğru bir tutum alarak hak ihlali kararı verip, giderilmesi için gerekeni yapacağına inanmak istiyoruz. Bu yönde bir karar, aynı zamanda Datça’nın bugünü ve geleceğinin doğru yönlendirilmesine ve kamunun huzurunun korunmasına katkı sağlayacaktır. 
Kamuoyuna saygı ile duyururuz.
Muğla Çevre Platformu
Datça Meclisi

Datça Kaymakamlığı İlçe İnsan Hakları Kurulu’na 200 Datçalının verdiği dilekçe de şöyle:

T.C.
DATÇA KAYMAKAMLIĞI 
İlçe İnsan Hakları Kuruluna

Datça’da ikamet edip yaşayan yurttaşım. Kişi olarak benim ve benzer durumdaki birçok yurttaşın, İlçemizdeki deniz kıyılarından serbestçe yararlanma hakkı 2017 yılı yaz mevsiminden başlamak üzere, giderek artan, süreklilik kazanan biçimde ihlal edilmektedir.
Anayasa ve Kıyı Kanunu, herkesin kıyılardan serbestçe yararlanma hakkına sahip olduğunu açık kural olarak koymuştur. Konuyu düzenleyen Anayasa’nın 43. maddesi, Anayasanın, Sosyal ve Ekonomik Haklar başlığını taşıyan temel insan haklarının düzenlendiği bölümde yer almaktadır. Buna göre, kıyılardan serbestçe yararlanmanın bir insan hakkı olduğu kuşku doğurmayacak kadar açıktır.
Datça kıyı alanlarındaki plajlardan, Kumluk, Taşlık, Mandalya, Kargı, Karaincir, Mesudiye Hayıtbükü ve Ovabükü ile Palamutbükü’ndeki, kıyı alanları/plajlar, kıyıda faaliyet gösteren işletmeler tarafından hiç boşluk bırakmamacasına şezlong ve şemsiyelerle işgal edilmiştir. Bu işletmelere şezlong-şemsiye ücreti ödemeyen ya da tesiste yiyip içerek para ödemeyen kişilerin kıyıyı kullanması, hatta kıyıya ulaşması dahi engellenmiş durumdadır.
Geçtiğimiz yaz sezonunda bu durum, yurttaşlarla işletme sahipleri arasında, kamu huzurunu bozan, sürekli bir tartışma ve gerginlik konusu haline gelmiştir. Bu tartışmada işletme sahipleri, kıyıyı/plajı MUÇEV unvanlı şirketten kiraladıklarını, buranın kullanımı için para ödediklerini ve kendi kiraları altında olan yerin kendi tasarruflarında olduğunu, şemsiye-şezlong ücreti ödenmeden yararlanılamayacağı iddia etmektedirler. Hatta, geçen yaz sezonunda, Karaincir sahilinde kendi şemsiyesi ve sandalyesiyle kıyıda güneşlenip denize girmek isteyen bir yurttaş, kıyıyı kiraladığını, kumsalı bu şekilde kullanamayacağını iddia eden otel işletmesi tarafından kıyıdan çıkarılmak istenmiştir. Yurttaş’ın itiraz etmesi üzerine olay yerine gelen Jandarma görevlileri tarafından, kıyıdan yararlanmak isteyen yurttaşa Emre İtaatsizlik kabahati idari para cezası uygulanmıştır. Ceza Tutanağı’nda, ceza uygulanmasının gerekçesi, ÇŞB Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından 29 Haziran 2017 tarihli sözleşmeyle otel işletmesine kiralanmış olan kıyıyı terk etme emrine uyulmaması olarak gösterilmiştir.
İlgili yurttaşın bu idari para cezasına Datça Sulh Ceza Mahkemesi’nde itiraz etmesi üzerine, adı geçen mahkeme tarafından, ceza, uygulamanın Anayasa ve Kıyı Kanunu’nda yer alan kıyıdan serbestçe yararlanma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Bu yargı kararı, kıyıdan serbestçe yararlanmanın anayasal bir hak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ceza uygulamasına konu olan tartışmaya yol açan işletme tutumu tekil bir örnek olmayıp, ilçemizin yukarıda saydığım plajlarında genel-yaygın bir uygulama haline geldiğinden ve bir devlet kurumunun işlemi dayanak gösterildiğinden, bir insan hakkı ihlali niteliğindedir. Bu ihlalin Kurulunuzca değerlendirilip hak ihlali kararı verilerek, ihlali oluşturan uygulamaya son verilmesinin sağlanması konusunda gereğini arz ve talep ederim.