Datçalı Bir Kadın “Yaşasın Hürriyet Kahrolsun İstibdat”

Şubat 28, 2018

 

1915431_190174509295_6131371_n

Datçalı bir kadın Hürriyet Karadeniz.

26 Şubat’ta gözaltına alındı. Gözaltılar zamanındayız ya.

Hani, doktorlarımızın örgütü  Türk Tabipler Birliği yöneticilerinin, savaşın halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, savaşa karşı oldukları açıklaması sonucunda gözaltına alınmalarında olduğu gibi, Hürriyet Karadeniz de savaş karşıtı sözünden dolayı gözaltına alınmıştı.

Dün serbest bırakıldı, denetimli olarak.

Ve bir açıklama yaptı bugün, açıklamasının sonunu da ismiyle müsemma “Yaşasın Hürriyet Kahrolsun İstibdat” diye bitirdi.

Hürriyet Karadeniz’in açıklaması:

“Sevgili arkadaşlarım gözaltına alınma gerekçesi olarak önüme getirdikleri paylaşımlar Afrin savaşına hayır, devletin değil Afrin halkının yanındayım, doktoruma dokunma, TTB yalnız değildir… Suçlama: terör örgütü propagandası yapmak… Komik ötesi… Bir kez daha söylüyorum savaşa hayır, Afrin halkının yanındayım, doktoruma dokunma… Ben devletleri değil halkları savunurum… Şiddetle, silahla hiçbir şeyin çözüleceğine inanmam, anti militaristim, vicdani retçiyim, oğlumu askere göndermem, saçının bir tek bir teline bile kıyamam, hele de çocukların savaş güzellemesi için kullanılmasına tahammül edemem… Herkes eşit, özgür, güvenli aşk içinde yaşasın isterim… Bir de kapitalizmin ne kadar öldürücü olduğunu hissederim. Paylaşımlarım keşke birilerini etkilese ama onları da zaten benim gibi düşünenler görüyor… İyi ki varız…. Vallahi de billahi yaşasın Hürriyet kahrolsun İstibdat.”


Erdoğan’ın yazlık sarayı için yapılan ağaç katliamını protesto etmek isteyen halka engelleme!

Şubat 26, 2018

erdogan-in-yazlik-sarayi-icin-yapilan-agac-katliamini-protesto-etmek-isteyen-halka-engelleme-432338-5

MUTLU EROL KAHYA

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için Marmaris’in Okluk Koyu’nda yapımına başlanan yazlık sarayının yol genişletme çalışmasında kesilen binlerce ağaca karşı harekete geçen halk jandarma tarafından engellendi.

40 bine yakın çam ve sığla ağacı kesildi!

Köylülerin ifadesine göre 40 bine yakın çam ve sığla ağacının kesildiği bölgede Birleşik Haziran Hareketi Marmaris Meclisi ve Marmaris Kent Konseyi çağrısıyla çok sayıda yurttaş ve Sivil Toplum Kuruluşu’nun katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirilmek istendi. Otobüsler ile ağaç katliamının yaşandığı bölgeye ulaşmaya çalışan yurttaşlara jandarma tarafından yol üzerinde çokça kez GBT uygulaması yapılmasının yanı sıra otobüs firmalarına da para cezası kesildi.

Orman yolunda tekrar jandarma engeli

Alana ulaşmak üzere tekrar otobüsler ile yola çıkan yurttaşların önü orman yoluna koyulan kamyonlar ile jandarma tarafından tekrar kesildi. Basın açıklamasının Valilik tarafından yasaklandığını ifade eden jandarma otobüsün içinde dahi basın açıklaması gerçekleştirilemeyeceğini belirtti. Ağaç katliamını yerinde incelemek isteyen halk geri dönmek durumunda kaldı.

“Geri adım atmak yok!”

Yaşananların ardından açıklama gerçekleştiren Birleşik Haziran Hareketi Marmaris Meclisi yaşanan hukuksuz uygulamaların kendilerini yıldıramayacağını ifade ederek, “Durumun takipçisi olacağız. Geri adım atmak yok!” dedi.

Kaynak: https://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-in-yazlik-sarayi-icin-yapilan-agac-katliamini-protesto-etmek-isteyen-halka-engelleme-205876.html


Badem Ağaçları Yok Edilirse Çiçeğinin Festivali Yapılabilir mi?

Şubat 22, 2018

Badem-Cicegi-18

Ferhan Umruk

Datça şiirsel güzelliğiyle, gözlerimizi kamaştırıyor.

Masmavi denizin kucakladığı ışıltılı bir yarımadanın zarafeti var onda.

Yarımadayı kuşatan koylar maviliğin haleleriyle dans ediyor.

Tarihten gelen saklı bir cennet adeta.

Tüm çağların en güzel heykeli ‘Knidos Afroditi’ bu topraklarda yontulmuş.

Sanat ve bilim insanları olan, astronomi ve matematikçi Eudoksus, ünlü ressam Polygnotos, dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri’ni mimarı Sostratos yarımadanın esinti kaynağı.

Yemyeşil zeytinlikler alabildiğine uzanıp yeryüzünü kaplıyor, barış özlemiyle.

Çam ormanları saklı tepelerin ardında. Arılar uçuşuyor üzerlerinde.

O tepelerin ardı asırlık palamut ağaçlarının ihtişamıyla bezeli.

O çam ve palamut ağacı ormanlarının arasında antik tarihten miras mezarlar ve sarnıçlar var.

Datça, 2500 yıllık tarihinden gelen antik eserleriyle, ona bahşedilmiş olan muhteşem doğası kucaklaşmış bir yarımada.

Ve işte, her yıl Şubat ayının ilk haftasında açan badem çiçeklerinin eseri ovaların, dağların bembeyaz örtüye bürünmesi.

Zemherinin karları uğrayıp beyaza büründürmez Datça’yı, baharı müjdeleyen badem çiçekleridir, beyaz örtüyü gözlerimizin önüne seren Datça’da.

Neden mi Datça’nın, şairlere ilham veren, ressamları tuvale sürükleyen, heykeltıraşı yontularıyla kucaklaştıran, yazarı kurgu alemiyle buluşturan estetik özgünlüğünden bahsettim?

Nedeni şu, geçtiğimiz günlerde Datça’da yapılan bir festivalin bana düşündürdükleri.

Datça’da ‘Badem Çiçeği Festivali’ düzenlendi. Sayıyı bilmiyoruz ama 3 gün boyunca, bu mevsimde görülmemiş yoğunlukta kalabalık Datça’nın sokaklarını doldurdu.

Kuşkusuz, festivalin Datça dışından yoğun bir rağbet görmesi, festivali düzenleyenlerin bu bakımdan hedeflerine ulaştıklarını gösteriyor.

Otellerin, restoranların, dükkanların sahipleri de keyiflendi elbette.

Tabii ki bir yörenin insanları, yaşadığımız ekonomik sistemde gelir elde etmek isteyeceklerdir.

Kimileri ekmek parası, kimileri de pasta parasıyla geçinecek!

Zamanın ruhu böyle tecelli ediyor.

Festival sonrası Datçalılar kalabalık yoğunluğundan, tartışma yoğunluğuna yöneldiler.

Festivalin başarısını memnuniyet ölçüsünü piyasanın hareketine bağlayanlar, organizatörleri kutladılar.

Eleştiriler ise daha çok festival programı ve içeriğine yönelik oldu.

Fakat bu festivale adını veren doğa ananın çocuğu badem çiçeklerinin, insanların Datça’ya koşmasının esas sebebi olduğu ya çok cılız bir nidayla seslendirildi ya da hiç sözü edilmedi.

Badem ağaçları olmasa, onun çiçekleri olmasa bu mevsimde neden gelinsin restoranlara, otellere, dükkanlardan alışverişe.

Bu festival aslında yerlisiyle, sonradan yerleşeniyle bütün Datçalılara şunu gösterdi. Datça doğasıyla, masmavi deniziyle, kültürel geçmişiyle, tarihiyle, misafirperverliğiyle başlı başına bir hazinedir.

Bu hazine bütün varlıklarıyla korunursa insanlar ona koşacaktır. Çünkü onlar doğanın tahrip edildiği, betonlala örülü şehirlerden, doğa anayla kucaklaşmak için Datça’ya koşuyorlar.

Ya bu hazineyi korumaz, doğayı, tarihi, kültürü tahrip edersek ne olur?

İsimlerini saymayalım, geçmişte Datça gibi zenginliklere sahip yerleşimlerin, bu zenginliklerini betonun altına gömdüklerinden sonra sıradanlaştıkları gibi, bu kaderlerine Datça’da ortak olur.


Çevrecilik ve Faşizm Alakaları Üzerine/ FAŞİST EKOLOJİ

Şubat 15, 2018

çevre

Yazar: Peter Staudenmaier

İnsanlığı doğadan, hayatın bütünlüğünden ayırmanın onun kendi yıkımına ve ulusların yokoluşuna sebep olduğunu anlamış bulunuyoruz. İnsanlık ancak hayatın bütünlüğüne yeniden eklemlenmek suretiyle güçlü olabilir. İşte bu, çağımızın biyolojik yükümlülüklerinin temel direğidir. İnsanoğlu tekbaşına düşüncenin odağı olamaz artık, olsa olsa hayatın bütünlüğüdür düşüncenin odağı… Hayatın bütünlüğüyle bağlantı kurmaya yönelik çabalar, içine doğduğumuz doğanın kendisiyle birlikte Nasyonal Sosyalist düşüncenin en derin ve doğru özüdür”(1).

Statükoyu bertaraf etme yönündeki çabalarımızda radikallerin dikkatsizce kullandıkları “faşist” ve “ekofaşist” gibi sıfatlar toplumsal eleştiriyi ileriye götürmeyen bir kavram bolluğuna sebep olmaktadır. Böylesi bir ortamda, marjinal olsa da, politik kültürümüzde bugün hala geçerliliğini koruyan tehlikeli bir faşizm baskısının olduğu gerçeğini es geçmek kolaylaşır. En az anlaşılan veya farkına varılan baskı unsurlarından biri de “varolan güncel ekofaşizm” olgusudur ki, bu bildiğimiz anlamdaki faşist hareketin çevreci yaklaşımlarla donanarak karşımıza çıkmış halidir. Bu ilişkinin gücünü ve dayanıklılığını anlayabilmek için bunun tarih sahnesinde ortaya çıktığı zamana, Alman Nasyonal Sosyalizm’inin “yeşil kanadı”na daha yakından bakmamız gerekir.

Yazının devamını oku »