Rusçu Mahmut Nedim(of) Paşa’dan, Şimdi Bilmem ne (Of) Paşa’ya

Aralık 30, 2016

Datçalı Marko Paşa
Bendeniz tabii bildiğiniz gibi Abdülaziz’in hekimbaşı idim.Oradan buraya derim ki tarih bir döngü, fekat helezonik bir döngü. Bendeniz uzuncabir zamandır kalemimi oynatmadım  Zira datça meseleleri benim alakalı olduğum cihet idi. Fekat memleket meseleleri o mikyasta celallendi ki, bendeniz Datça ahalisini tenvir etmekte faide olduğunu düşünerek hatıratımı nakledeyim dedim.
vzhpcp
O vakitler (1871) kendisi Rusçu olarak bilinen Mahmut Nedim Paşa sadrazam yapılmış idi bir dönem ve de bir dönem. Lakabı da halk arasında Nedimof idi. Nasıl bugün Rusçuluk revaçta ise o zaman da öyle oldu. Neden mi? ‘Sultan Abdülaziz’le yakın ilişkiler kurmuştu. Padişah’ın hiç denetimsiz monarşik idare hakkı olduğu telkini yapmaktaydı. Bu nedenle Abdülaziz’in gözüne girmiş. 7 Eylül 1871’de Abdülaziz’in şahsi tercihi ile birinci kez sadrazamlığa getirildi. İlk icraatı daha önce Osmanlı devletinin batı Avrupa devletlerine dayanan politikasını tayin eden Âli Paşa’nın siyasetlerini değiştirmeye çalışmak oldu. Ama önceki işi Âli Paşa’nın ailesini, dostlarını ve devlet içinde birlikte çalıştığı iş arkadaşlarını görevlerinden ayırmak oldu. Dış siyasetinde o zamanki Rusya büyükelçisi Nikolay Pavloviç İgnatyev’ye yakın bağlılık gösterip Osmanlı Devleti dış siyasetini Rusya dış siyasetini takip eder bir devlet şekline soktu. Bu Rusya sevgisi yüzünden İstanbul siyasi çevrelerinde lakabı “Nedimoff”‘a çıktı. Bu da Osmanlı devletinin batı Avrupa devletleri yanında itibarının kırılmasına ve devletin yalnız kalmasına sebep oldu. İçişlerinde takip ettiği hiç sorumsuz merkeziyetçi yanlış siyaset Abdülaziz’in halkın sevgisini kaybetmesine ve özellikle Balkanlarda milliyetçiliğinin önem kazanmasına neden oldu.
Bu kötü gidişat Mithat Paşa tarafından Abdülaziz’e bildirilip sultan uyarıldı. Bunun üzerine 31 Temmuz 1872’de Abdülaziz, Mahmud Nedim Paşa’yı sadrazamlıktan azletti.’ Ekim 1873’de Adana valiliğine tayin edildi. Tam bu sırada Hersek isyanı çıktı ve ülke büyük bir siyasi kriz içine girdi. Sultan Abdulaziz, Mahmud Nedim Paşa’nın Rusya yakınlığını bildiği için ve bu yakınlık dolayısıyla bu isyana Rusya’nın karışmasını önleyeceğini sandığı için Mahmud Nedim Paşa’yı 21 Ağustos 1875’de İstanbul’a çağırttı. Ona Şura-yı Devlet üyeliği görevi verildi.[1]
Mahmud Nedim Paşa eğer kendisine iktidar verilirse Hersek isyanı meselesini 15-20 günde çözebileceğini Abdülaziz’e bildirince, Sultan’ın isteğiyle 26 Ağustos 1875’de ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Fakat sadrazam olduğunda Hersek isyanını bastıramadı. Bu yetmezmiş gibi ayaklanmalar Sırbistan, Bulgaristan ve diğer bölgelere de yayılmaya başladı. Mahmut Nedim Paşa’nın bunlara karşı aldığı tedbirler hep boşa gitti. Ayaklanmalar dolayısıyla gereken yüksek askeri harcamalar devlet maliyesini sarstı. Yeni vergiler koymak imkanı yoktu ve o zamana kadar devlet maliyesi yüksek faizlerle dış borç almaya dayanmakta idi. Mahmud Nedim Paşa dış borç alınmasında Osmanlı devleti tahvilleri için gayet yüksek faiz ödemekten kaçınmak için devlet dış tahvillerinin faizini (dış piyasalarda geçen) ama eskisinden %50 daha düşük olan faizlere indirdi. Bu Avrupa’da Osmanlı tahvilleri satın alan ve gayet yüksek faiz gelirinden istifade eden Batı Avrupa bankaları ve maliyecilerinin ve ülke içinde ellerinde fonları olup bunları yüksek faizli Osmanlı devleti tahvilleri ile nemalandıran küçük bir iç rantiyer-maliyeci tabakasının büyük tepkilerine neden oldu. Bu arada medrese öğrencileri de derslerine girmeyip Fatih ve Beyazıt meydanlarında gösteriler yaptılar. Bu başarısızlıklar nedeniyle 12 Mayıs 1876’da sadrazamlıktan azledildi.’
fuhrer-pasa-173504

Bilmem ne Paşa, bey, vs, vs.

Bendeniz sizlere bunları hatırlattım. Yine isyanlar var iken şimdilerde Rusçuluğun  revaçta olması alakamı depreştirdi. Vakti zamanında Rusçu Nedim Paşa Hersek isyanını bastırmak bir yana, Sırbistan, Bulgaristan ve diğer bölgelere yayılmasına sebep olmuş idi. Derim ki bugün Rusçuluğa yönelen paşalar, beyler vs. vs ileler  ne kadar bilmem ne of olurlarsa olsunlar dün bugüne dersini veriyor efendim…
Kaynak:Wikipedi…

Datça’da Yeni Parklar Yapılıyor Ama!

Aralık 28, 2016

Datça’da güzel olan şeylerden biri de yapılaşmalara nefes aldıracak  yeşil alanların varlığıdır.

Yakın tarihlerde bu yeşil alanlarda park yapılmakta,bu park alanlarına  çocukların faydalanacağı oyun aletleri ve  yetişkinlerin faydalanacağı spor aletleri konmaktadır

park4.

 

Datçalılar yeşil alanların park haline getirilerek korunmasından ve halkın faydalanmasından hoşnut.

Kuşkusuz yerleşim alanlarında ne kadar çok yeşil alan ve park bulunursa, orada yaşayanlar için yaşam kalitesi de o kadar yükselir.

Fakat şunu da işaret etmek gerekiyor. Yeşil alanlarda park yapımı takdir edilirken, parkların mimarisi ile ilgili kimi eleştiriler de söz konusu.

park3

Bu eleştirilerden biri Boğaziçi evlerinin arkasına düşen yeni parkla ilgili. Bu parkla ilgili olarak yüksek duvarlar ve alanın aşırı betonlaşması. Bu tür park mimarisinin  hem yeşil alanı betonlaştırdığı hem de maliyeti gereksiz olarak artırdığı belirtiyor. Bu parkın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından finanse ve ihale edildiğini ve  Belediye tarafından da proje denetimi yapıldığını belirtelim.

Yeni yapılacak parkların mimarisinin çevreye duyarlı yöndeki  bu önerilerin de dikkate alınmasını diliyor bu kanaattekiler…

park6


datçagündem’in Sevgi Yolunda Sevgisiz Yapılaşma Uyarısı Cevap Buldu

Aralık 26, 2016

“datçagündem” ‘Sevgi Yolunda Sevgisiz Yapılaşma’ başlığıyla yaptığı haberde geçen yıl Datçalılara hizmet için eski Öğretmenevi’nin bulunduğu sahilde kurulmuş olan küçük büfenin demir profillerle büyütülmesinin doğayı tahrip ettiğine ilişkin haber yapmış ve bunun nasıl olduğunu sormuştu. “datçagündem” şöyle demişti:Bu özensiz yapılaşmanın Belediye’den ruhsatlı olup olmadığını bilmiyoruz. Eğer Belediye doğayı taciz eden böyle bir ruhsatı vermişse yeniden değerlendirip iptal etmelidir. Yok eğer büfe sahibi Belediye’den izin almadan bu inşaata başlamışsa bu özensizlik derhal durdurulmalıdır.

fotograf-0560

Bu sorularımızın cevabını bugün aldık. Büfenin etrafını saran demir profillerin kaldırıldığını gördük. Böylelikle Datça’nın tam merkezinde Kumluk Koyu’nun tam ucundaki özensiz yapılaşmaya  Belediye tarafından izin verilmediğini, Belediye’nin bu usülsüz yapılaşmaya engel olduğuna tanık olduk.

“datçagündem”in duyarlılığı Datça’nın doğal güzelliğini korumaktır. Bu doğrultuda yayın anlayışını sürdürecektir. Amacı,  Datça esnafının da Datça’nın doğal güzelliğini koruyarak, emeğiyle kazancını sürdürebileceğinin altını  çizmektedir.

“datçagündem”, Datça Belediyesi’nin doğanın tahrip edilmesine karşı duyarlı davranarak uyarımızı dikkate almasını kutluyor…


DOĞAL SİT ALANLARI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN “MUĞLA ÇEVRE PLATFORMU” KURULDU

Aralık 6, 2016

DOĞAL SİT ALANLARI DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN “MUĞLA ÇEVRE PLATFORMU” KURULDU

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve sadece Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin görüşüne sunulan Doğal Sit Alanlarının derecelendirilmesi değişikliğine, Muğla genelinde sivil toplum kuruluşları Akyaka’da toplanarak, projeye bu haliyle karşı çıkma kararı aldı. 75 kişi ve kuruluşun katıldığı toplantının sonunda,  Muğla Çevre Platformu  kuruldu. Platformda Bodrum’u, Bodrum Kent Konseyi temsil etti. 

Platform katılımcılarının Akyaka’daki üç saatlik toplantının ardından yaptıkları açıklama şöyle:

MUĞLA ÇEVRE PLATFORMU KURULUYOR

“Doğanın korunması konusunda duyarlı;  Muğla, Bodrum, Milas, Akyaka, Fethiye, Marmaris, Datça ve Köyceğiz’de sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden ve bağımsız yurttaşlardan oluşan 75 kişilik bir katılımla 4 Aralık 2016 tarihinde Akyaka’da bir toplantı gerçekleştirildi.

Toplantıda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın  Doğal Sit Alanlarının derecelerinin, koruma düzeylerinin ve kapsadıkları alanların yeniden düzenlenmesi amacıyla başlattığı  “Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi” görüşülerek oy birliği ile “projeye bu haliyle karşı çıkılması” kararı alındı.

Toplantıda; Bakanlığın çalışmasından Muğla Büyükşehir  Belediyesi dışında,  sivil toplum örgütlerinin bilgilendirilmediğini, plan değişikliklerinin bilimsel gerekçelerinin ilgili kurumlarca dahi paylaşılmadığı dile getirildi.  Yapılan değerlendirmeler sonunda, kamuoyunun bilgilendirilmeden, halkın ve sivil toplum örgütlerinin dışlanarak önerilen bu taslağa hayır derken,  projenin ayrıntıları ile incelenmesi, uzmanlardan ve yerli halktan görüş alınması, değişikliklerin tüm Muğla, hatta ülkeyi kapsadığı için, yapılan  değişikliklere hayır demekle yetinmeyip, alternatif görüşünün oluşturulması gerektiği belirtildi.

Konunun tüm Muğla’yı ve Türkiye’yi ilgilendirdiği, gelecek kuşaklara nasıl bir doğa ve çevre mirası bırakacağımızı belirleyeceği için birlikte hareket etmenin çok önemli olduğuna vurgu yapıldı. Katılımcılar, bu tür planların oluşturulma sürecinden yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının uzak tutulmasının temel sorun olduğunu, sürecin başında verebilecekleri katkıların alınmayarak, benimsenmeyen  projelerin zaten uygulama şansının olmadığını belirttiler.Benzer hataların ilerde tekrarlanmaması; yerel halk ve kurumlarının projelerin oluşturulmasında aktif katılımının sağlanması için ortak mücadele etmeye karar verildi.

Katılımcılar, kabul edilemez buldukları bu planın gerçekleşmesine ve bölgedeki her türlü ekolojik tahribata, yapılaşmaya, ranta  karşı birlikte mücadele etmek üzere Muğla Çevre Platformu’nu (MUÇEP) kurmaya karar verdiler. Platformun Muğla Bölgesindeki tüm yerel yönetimlerin, sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, milletvekillerinin katılımı ile daha geniş bir platforma dönüştürülmesi için çalışmaların genişletilmesi ve bir sonraki toplantının 8 Ocak 2017 tarihinde Marmaris’te yapılması kararlaştırıldı.”

15304011_10154709683802412_493696021_o

Kaynak: http://www.bodrumaktif.com/dogal-sit-alanlari-degisikligi-icin-mugla-cevre-platformu-kuruldu/