Ecdadımızdan Yadigar Darb-ı Mesel: Devlet Malı Deniz Yemeyen Domuz

Şubat 27, 2014

Datçalı Marko Paşa

Aziz karilerim, içtimai mecrada olsun, basılı ceridelerde olsun makalelerim neşrolunduğundan beri bendenizle henüz müşerref olmamış olanlar kim olduğumu merak edip, bana sual ediyorlar.

deve

Bendeniz yeni tekaüt olup yakın zaman evvel Datça’yı mekan eylemiş bulunmaktayım. Yakın bir zamanda da Datçalı bütün muhterem zevatla tanışacağımı ümit ediyorum.

Şimdi sadede gelelim. Bendeniz esas olarak Datça kazamızın meseleleri ve onun inkişafı mevzuunda fikirlerimi sizlerle paylaşmak üzere kaleme sarıldım. Bu istikamette makalelerimle sizleri tenvir etme gayreti içerisindeyim.

Amma velakin, vekili vükela hakkında çıkarılan muhtelif tevatürler, memleket sathında çalkalanmalara sebep oluyor. Bittabi, Datça ahalisi de  mevzuya hakim olma gayreti içerisindeyken bendenizden de yardım talep etti, mevzuyla alakalı fikrimi sual ediyorlar.

Bendeniz de içtimai mecrada neşrolunan veziriazamımızla evladı arasındaki mektuplaşmaları inceleyerek mevzu hakkında kanaatimi derinleştirdim.

Şimdi, muttali olduğum kadarıyla kriptolu posta güvercini aracılığıyla süren peder ile evlat arasındaki haberleşmeye taklacı güvercinler müdahale ederek mektuplara malik olmuşlar, bilaharede içtimai mecrada neşretmişler.

Efendim, benim de muttali olduğum bu yazışmalarda evde birikmiş milyonlarca akçenin, münafıkların ve dış mihrakların  yürüttükleri maksatlı kumpanyayla ortalığa saçılması ihtimali doğunca, deve yüküyle nakliyesi ihtiyacı kespetmiş,  peder ile evlat akçelerin deve kervanı ile nerelere teslim edileceği mevzuunda fikir teati etmişler.

Vezirazamımız da, muhtelif vekiller de bütün bunların montaj ve dublaj olduğunu açıklayınca Yeşilçam sinemasının bütün dublaj sanatçılarını bir telaş almış bulunuyor. Amma velakin montajmış, dublajmış, esasmış bunların hiçbir mühimmiyatı yoktur aziz karilerim, zira, velev ki bütün bu haberleşmeler doğru ise ne olacaktı ki?  Münafıkların, dış mihrakların kumpanyası yüzünden milyonlarca akçe ortalığa saçılıp, serveti milliye heder mi edilecekti. Elbette ki,olmaz öyle şey aziz karilerim.

Efendim hepsinizin bildiği gibi bendeniz de yüksek zevat gibi muhafazakar görüşlere sahip bir kimseyim. Hür teşebbüs rejimine inanır, devletin zabıta kuvvetinin güçlenmesini toma moma vesaire, ancak iktisadiyat alanından çekilerek unufak olmasını ümit ederim. Bilhassa bu muhafazakarlığımın temel kaynağı ananelerimiz ve ecdadımızın darbı meselleridir. Ne demiş ecdadımız devleti iktisadiyatta küçültmek ulvi maksadıyla “Devlet malı deniz yemeyen domuz” Aziz karilerim, ananelerimize sahip çıkalım, ecdadımızın da sözünden dışarı çıkmayalım!

Adresim: datcabetce@yahoo.com


Belediye Meclis Azası Namzetliğinden Çekilmek Üzerine Tefekkür Ettim

Şubat 24, 2014

Marko Paşa

Aziz karilerim, belki işittiniz, belki de işitmediniz, güzide siyasi fırkalarımızdan birinin belediye meclisi aza namzetlerinden ilk sıralarda yer alan bir fırka mensubu, seçilebilecekken namzetlikten istifa etti.

ricky

Evveliyatla, şöyle bir izahatta bulunayım: Bendeniz, seçimlere katılan bütün güzide siyasi fırkalarımıza denk mesafede durmaktayım. Zira bütün siyasi fırkalar kanatime göre demokrasyamızın vazgeçilmez anasırıdırlar. Bu cihetle makalelerimi kaleme alırken müstakil duruşumu muhafaza etmek içün fırka adlarını belirtmemekteyim. Bittabi bendeniz siyasi ilimlere aşina olduğum içün esaslı siyasi fikire malikim. Bundan şüphe duymayın aziz karilerim.

 

Seçilebilecekken namzetlikten istifa edilmesi bendenizi şaşkınlığa celbetti, uzun uzun tefekkür ettim. Amma velakin beyefendinin maksadını çözemedim. Bunun üzerine beyefendiyi bizzat arayarak istifasının sebeplerini sordum.

 

Beyefendi nezaket göstererek bendenize şunları söyledi: Ben ve bana benzeyen insanlar eğer bir şeyleri değiştireceksek ya da değiştirebileceksek o göreve talip olmalıyız, biz de öyleydik, ancak biz  bir ekip  , kadro ile bunun mümkün olabileceğine inanıyoruz. yani biz, çevre konusunda uzman olacağım 24 saat çalışacağım, gözlerim 4 açık, kulaklarım anten gibi çalışacak, gönül yüreğim hiç uyumayacak ve Datça’yı  değiştirecek, kazasız belasız şu gittiği kötü gidişi önce yavaşlatacak sonra döneceği virajı devrilmeden dönecek, diyenler olduk. Bu hedefe de , çevrecisi , hukukçusu, şehir plancısı , hayvan hakları savunucuları, engelliler, kadın hakları, çocuk hakları savunucuları, daha bir çoklarının katılımı ile  Datça’yı önümüzdeki 25-50 yıla taşımayı planlıyorduk…. Ayrılma sebebim de  ekibimin seçilmemiş olması benim tek başına seçilmem durumunda  yeni dönemde beraber çalışacaklarımda böyle bir ruhu göremediğimdendir.

 

Aziz karilerim, beyefendinin namzetlikten ayrılma sebebi mevzuunda yaptığı bu izahatın değerlendirmesini size bırakıyorum. Fekat, bendeniz bir siyasetçiyi, dağa tırmanır gibi pençeleriyle tutunarak  yükselen bir kimse olarak tahayyül eder ve takdir ederim. Mesela bir başka siyasi fırka toplantısına katıldığımda bu tahayyülümün hakikate dönüştüğü bir manzara ile karşılaşmıştım. Ahalinin izlediği  güzide bir siyasi fırkamızın meydandaki toplantısında hatipler teker teker isimleri okunduğunda ahaliye hitap ettiler. Fekat içlerinde bir siyasetçi vardı ki pençeleriyle yükselme istidatına malik olduğu her hali tavrıyla belliydi efendim. O hitabet sırası geldiğinde bando mızıka takımına verdiği bir işaretle yeri göğü inleten nağmeler eşliğinde ve ellerini musikinin ritmine uydurarak ahaliyi coşturdu kendisi de yıldızlaştı. Ne muhteşemdi, ne muhteşemdi… Efendim, bu manzara karşısında hafızam beni eskilere götürdü. Bir güzide siyasi fırkamızın reisi bir kongrede Ricky Martin’in insanı yerinden oynatan şarkıları eşliğinde ve konfetiler yağarken sahnedeki kürsüye muhteşem bir atmosferle girmişti, ne yalan söyleyeyim bu ihtişam karşısında yüreğim hoplamıştı. İşte dedim, şimdi Datça’da karşılaştığım bu siyasetçi istikbalin muhteşem yeni lideri mi olacak yoksa?

 

Şimdi bağzı münafıklar eskilerden hatırlayarak takdir ettiğim muhteşem liderin içtimai mecrada neşrolunan kasetler yüzünden liderlikten müstafi olduğunu söyleyecekler ama kulak asmayınız. Bütün bunlar dış mihrakların eseridir her zamanki gibi…


Datça’ya Çimento Fabrikası Elzemdir: İnşaat Ya Resulullah

Şubat 23, 2014

Datçalı Marko Paşa

Mahalli seçimler nihayet Datça ahalisinin dimağlarını açmış bulunuyor. Bu durumdan pek mütehassıs olduğumu itiraf etmeliyim.

Datçamızın inkişafı içün ahali seferber olmuş, muhtelif teklifler ortalıkta tayyare gibi uçuşuyor. Uçuşan birer tayyare olmuş fikirleri Hezarfen Ahmet Çelebi görebilseydi meftun olurdu.

çimento fab

Bilhassa içtimai mecra inkişafımızın yolunu açacak bin bir teklifle çalkalanıyor. Senelerdir yerinde sayıp çiçek ve böceklerle avunan Datça ahalisinin nihayet gözlerindeki perdeyi kaldırarak sanayileşmenin hikmetine kani olmaları gözlerimi yaşartmış bulunuyor.

Aziz kariler şimdi, ahalimizin Datça’nın inkişafı içün büyüklerimize yaptıkları tekliflerden bir kaçını sıralamak istiyorum.

1-     Beş kere beş yirmibeş yıldızlı oteller inşası.

2-     Zeytinliklerin kesilip golf sahalarının yapılması

3-     Karaköy’e international airport yapılması

4-     Bodrum-Datça arasına köprü inşası

5-     Hızırşah’la Reşadiye arasına metro yapılarak toplu ulaşımın gerçekleşmesi.

6-     Dadya sitesinin yıkılıp 18 katlı TOKİ kompleksi yapılması

7-     Burgaz mevkiine AVM yapılması

Artık Datça’nın inkişafı içün istikamet keşfedilmiştir. Bir müddet önce, bir çıkıntı halinde görünen Topan adanın traşlanarak başlanan marina inşası,  inkişaf fikrinin kıvılcımını çakmış bulunuyor. Zaten bu sayede de hem Datça’da hem de Mesudiye’de dağ, tepe liman inşaatına taş sağlamak içün deşilerek traşlanmakta, böylelikle de bizlerin görüş mesafemiz kat be kat artmaktadır.

Filvaki, uyanan dimağların noksan bıraktığı ihtiyacı tamamlamakta bendenize düşmüş bulunuyor. Datçamızın inkişafı içün, bunca inşaat seferberliği gerektiren tekliflerin gerçekleşmesi içün Datçamızda evvel emirde çimento fabrikası açmak elzemdir. Bendenizin bu fabrikanın mevki hakkındaki kanaatim Eski  Knidos’un limanının da bulunduğu denize nazır Burgaz arazisidir.

çimento aracı

Şimdi bağzı münafıklar medenileşme istikametindeki bu inkişaf hamlemiz hakkında tabiatın iğfal edildiğine dair tevatürler yaymaya gayret edeceklerdir. Bu gayretkeşler dış mihraklardan beslenen marjinallerdir aziz karilerim. Bendenizin de bu inkişaf hamlemizi desteklerken Vezirazamımız gibi çevrecinin daniskası olduğunu bütün ahali bilmektedir. Efendim, şu hususun altını çizeyim ahali çiçeksiz kalmaz, neden mi? Bu inkişaf hamlesinin istikametini sezen bir müteşebbisimiz Datça’da şimdiden bir yapma çiçek dükkanı açmış bulunuyor. Demek ki istikbalde dahi özel teşebbüsümüz sayesinde ahali çiçeksiz kalmayacaktır.

Aziz karilerim şimdi hep beraber: İnşaat Ya Resulullah…


Datça Kazamızda Siyasi Fırka İdarecilerini İkaz Etme İhtiyacı Hissettim

Şubat 21, 2014

Marko Paşa

Evvela, aziz karilerime makaleme gösterdikleri alaka dolayısıyla teşekkürlerimi borç bilirim. Hakikaten üzerinde durduğum bahisin Datça ahalisinin hissiyatına tercüman olduğunu bendenize gelen muhabbet dolu mektuplardan anlamış bulunmaktayım.

mar profilHer ne kadar bağzı münekkidler makalemin muhteviyatına dair bağzı itirazlarda bulunmuşlarsa da, ekseriyetin fikriyatıma destek olduğunu memnunlukla müşahade ettim.

Tabii, fikriyatımı tenkit eden bu bağzı kimselere bilahare lisanı münasiple cevap vereceğim. Siz karilerim de bu mücerret tenkitlere nasıl müşahhas cevaplar verdiğime şahit olacaksınız.

Siyasi fırka idarecilerini ikaz etme mevzuna geçmeden önce şu hususu sizlerle paylaşmak isterim. İçtimai mecrada  neşrolunan  ceridede makalemin yanında bir fotoğraf  tab edilmişti. Bu fotoğrafın yer aldığı mecmuada güya benim asker kaçağı olduğumdan bahsediliyor. Evvela, şunu söyleyeyim makalemin yer aldığı içtimai mecradaki ceridenin umum neşriyat müdürüne müracaat ederek bu yalan havadisi gösteren fotoğrafı tab eden vazifeli grafikerin işine son verdirdim.

Efendim, mesuliyetine müdrik olmayan elemanın ahaliye hitap eden bir işte vazifelendirilmesinin mümkünatı olmadığını umum neşriyat müdürü de derhal kabul etti. Bendeniz, yufka yürekli olduğumdan, aç sefil kalmasın diye, bu şahsa bir iyilik yapıp kendisine bir kabzımalın yanında katiplik işi buldum.

Bu iftira yüklü havadisin  aksine bendeniz, saray tarafından mirliva bugünkü lisan ile tuğgeneral rütbesi lütfedilmiş bir kimseyim.  Dolayısıyla asker kaçağı addedilmemin zinhar mümkünatı yoktur.

Bilahare bu yalan havadisi yayan mecmua hakkında gerekli kanuni takibi de başlatacağım sayın karilerim.

Kelamı çok uzattık esas mevzumuza geciktik. Bendenizin Datça kazamızdaki siyasi fırka idarecilerini ikaz etme ihtiyacını hissetmem şundan mütevellittir.

 

Geçenlerde yine bir siyasi fırkamızın seçim propagandası toplantısına seyire gitmiş idim. Meydana toplanmış ahalinin arasına karıştım, fırka mensubu hatiplerin konuşmalarını dinlemeye başladım. Meydanın ortasında bir at arabası kürsü niyetine kullanılmakta, hatipler bu zeminin üzerinden ahaliye hitap etmekteydiler. Bilumum fırka reislerinin ve namzetlerin hitabetlerini takiben fırkanın mebuslarından beyefendi hitap etmek içün yukarıya çıktı. Amma velakin zaten küçük olan at arabasının üzerinde 8-10 fırka mensubu doluşmuş olduğundan bin bir güçlükle ahalinin görebileceği ön tarafa geçebildi. Fekat ne olduysa bu anda oldu. Mebus beyefendi konuşmasına başladı ama hemen arkasında yer alan fırka mensupları bir itiş kakış haline girdiler, nitekim bir bayan fırka mensubu önündeki diğer bir bayan fırka mensubunu ata sporumuz güreş müsbakasındaymış gibi bir künde atarak önünden aldı gerisine itti, böylelikle de mebus beyefendinin yanında hitabet bitene kadar mütebessim bir çehreyle arzı endam etti. İşte benim endişem bu manzara yüzünden vuku buldu, Allah muhafaza zaten yaşı kemale ermiş kimselerden oluşan bilumum fırka reislerinin at arabası gibi dar platforma doluşarak öne geçme hamleleri esnasında aşağıya yuvarlanırlarsa tedavisi güç kırık ve çıkıklar husule gelebilir demokrasya emelimiz de hasara uğrar. Bendeniz hiçbir siyasi fırkamızın demokrasya bakımından hasara uğramasını arzu etmem.

 

Aziz kariler, bendeniz okumaya meraklıyımdır, bilhassa siyasi bilimler hakkında malumat edinmeye gayret ederim. Bu bakımdan siyasi fırkaları ikaz etme hissiyatını duymam, hem elim bir kazanın vuku bulmasından duyduğum endişedir. Hem de bu türden künde atmaya varacak davranışlara tevessül eden fırka mensuplarının fırkalı demokrasyamıza ziyan verebileceği hususunda endişelere gark olmamdandır.

 

Efendim siyasi bilimlere meraklı olduğumu arz etmiştim, bu vaka ile ilgili ünlü siyasi şahsiyetlerin fikrini nakletmeme müsaade edin. Rusya’da çarlığı devirerek ihtilalin lideri olan Lenin beyefendi vakti zamanında bu kabilde muhtelif fırka mesulü kimselerin bu türden davranış gösterenlerini “aparatçik” olarak adlandırmıştı. Aparatçiğin lugat anlamı da şöyle oluyor efendim:” Partinin fanatik ama aslında ne halt ettiğini bilmeyen yetki sahibi küçük memuru”

Efendim, işte bu yetki sahibi küçük memurunun karakteristiği üste  yaranmak, astı basamak yapmaktır.

 Bendenizin, siyasi fırkalardan istirham edeceğim evveliyatla elim kazalar olmaması için  itiş kakışlara mani olmalarıdır efendim.

Derdini anlatacak olanlar için adresim: datcabetce@yahoo.com


Ahali Hem İdare Etsin Hem de İdare Edilsin!

Şubat 20, 2014

Datçagündem’in notu: Her geçen gün yayınımıza olan ilgi ve alaka büyüyor. Yayınımız Datça’da zaman zaman gündem belirliyor. Bu durum yazarların da dikkatini çekmiş olmalı ki  Marko Paşa posta yoluyla bir makalesini göndererek, yayınlanması talep etti. Biz de başımız üstüne dedik, makaleyi yayınlıyoruz. Bize biraz ironik geldi ama…

Ahali Hem İdare Etsin Hem de İdare Edilsin!

 Marko Paşa

Efendim, memleket seçim sathı mailine tekrar avdet etmiş bulunmaktadır. 30 Mart’a şunun şurasında 40 gün kadar bir müddet kaldı. Bahusus Nisan 1 sabahı milli irade, pardon mahalli irade tecelli etmiş olacak.

marko asker

Efendim, biz velud bir muharrir değiliz, filhakika muhtelif ceridelerde makalelerimiz neşrolunmuş olsa da mütemadiyen yazmayız.

Amma velakin, belediye reis ve azalarının seçileceği bu mühim zamanda fikirlerimi arz etmezsem, ahalinin tenvir olmasına faideli olamayacağım kanaati bendenizde husule geldi. Zira bu mutena kazada yapılacak seçimlerde teşekkül edecek belediye idaresi hakkında muhtelif tekliflerin ceridelerde ve  umumi mecralarda, umumi hacet olmadığı halde neşredildiğini takip ediyorum. Takip ettiğim bu teklifler, bendenizi fevkalade endişelere gark etti.

Şimdi efendim, içtimai mecrada “Datçalılar” imzalı bir beyanname neşredildiğini gördüm. Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Sebebi nedir acep derseniz, arz edeceğim, amma, evvela  teklifi zatıalilerinize arzedeyim. Pek bilindiği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz. Bugünkü makalemde beyannamenin sadece bir maddesiyle ilgili endişelerimi izah edeceğim.

Datçalılar beyannamesinin 3 maddesinde şöyle diyor:” 3-Neyle geçiniyorsunuz? Kazancınız nedir? (Kızmayın hemen! Bizim ödediğimiz vergilerle bizi idare edecek olanın kazancını bilmek istiyoruz! Hepsi bu) Mal varlığınız nedir? Mümkünse birinci dereceden yakınlarınızın kini de belirtin. “Mal varlığımdan kime ne? Hem yasal zorunluluk değil!” diyorsanız… Söyleyin; onu da bilelim!”

Efendim bu teklifin maksadından  bendenizin anladığı netice, muhtelif fırkalardan ve de müstakil olarak namzet olan belediye reis ve meclis azalarının şu andaki servetlerini izah ederek seçildikleri takdirde idarecilik devresi nihayetinde servetlerine servet ilave etmelerine mani olmak.

Evvela, bu maksadın dış mihraklardan kaynaklandığı muhakkaktır. Bizlere Atasözlerimizden yadigar ananelerimizle de terstir. Atasözü ne der “Bal tutan parmağını yalar” Ahalimiz ananelerimize iştiyakle bağlıdır onları terk etmez.

Sonra, bu teklif içtimai müsavata da aykırıdır. Bilumum belediye reis  ve meclis azaları namzetleri ve hatta fırka reis ve azaları servetlerini izah ederlerse, bunların arasında çulsuz olanların ahalinin nazarında muteber olması mümkün değildir. Bundan dolayı evvelden müsavatsızlık husule gelir.

Fırkaların seçim konvoylarında ne kadar güçlü, dört çekerli, kuyruklu deve varsa, borazanların, mızıka takımının nidaları gökyüzünü ne kadar çınlatıyorsa ahali şenlendiği içün teveccühünü o fırkaya, o namzete göstermektedir. Bilhassa bu bakımdan bilumum namzetler ve fırka reis ve yöneticileri servet açıklayarak müsavatsızlık yaratmamalıdır.

Efendim, bu soruya cevap aransa,namzetler ve fırka reis ve idarecileri servetlerini açıklayarak han ve hamamlarını saysa, bu defa da dış mihrak bakalım bu kanuni bir servet mi? Villan ruhsatlı mı? Kaçak inşaatla  çevreyi mi tahrip ettin? Sorularını tevcih edecek.Güya maksadı, usulsüzlük varsa itibar düşürmek. Halbuki maksadı hilafına netice verir bu muzırlıklar. Ahalimiz “gemisini kurtaran kaptan” atasözü istikametinde ananeleriyle hayatını sürdürmekte kararlıdır.

Ahalimiz açıkgöz olup, menfaatini baş tacı edene muhabbetle bağlıdır. Veziriazamımız makamına seçilmeden önce kaçak yapılarla mülk sahibi olmamış mıydı? Ne gam, teveccüh dalga dalga yükseldi…

Sonra istihareye yatıp kararımı verdim , endişeye mahal yok ki, nasıl olsa ahali hem idare edecek, hem de idare edilecek!

20 Şubat 1871

Derdini anlatacak olanlar için adresim: datcabetce@yahoo.com


Yarımada’nın Sesi Gazetesine Çağrı: Barış ve Kardeşliğin Yolunu Açalım

Şubat 18, 2014

Önümüzde yerel seçimler var. 30 Mart’ta Datça’da da  halkın oylarıyla Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi belirlenecek.

Seçime katılacak partiler adaylarını büyük ölçüde belirledi. Partilerin seçim büroları açıldı, parti bayrakları Datça caddelerinde dalgalanıyor. Partilerin demokrasinin gereği olan özgürce propaganda çalışması yapılmaya başlandı.

Buraya kadar herşey iyi ve güzel.

Bizi, Yarımada’nın Sesi Gazetesi’ne çağrı yapmamıza sevk eden sorun, bu gazetenin, her partinin açılan seçim büroları gibi Halkların Demokratik Partisi seçim bürosunun 8 Şubat’ta açılışından sonra yapmış olduğu yayın oldu.

Gazete HDP’nin açılış haberinde  seçim bürosunun bulunduğu alanı şu ifadelerle  tarif etti. “Seçim bürosunun bulunduğu alanda PKK’nın sözde bayrak renklerini simgeleyen sarı, kırmızı ve yeşil’den de oluşan BDP ve HDP’nin seçim bayrakları bulunurken hiç Türk bayrağının olmaması dikkat çekti.”

hdp yarım

Her şeyden önce bu haberde yayınlanan, gazetenin de kullandığı yandaki fotoğraf, haberin kendisini yalanlamaktadır. Fotoğrafa  dikkatle bakıldığında, HDP bayrakları çeşitli renklerde olup. Mavi, mor, beyaz, kırmızı, sarı, yeşil renklerdedir.

 

Biz Yarımada’nın Sesi Gazetesi’ne çağrı yaparken şu gerçeği hatırlatmak istiyoruz. Kurulu olan ve seçimlere katılan diğer partiler gibi HDP’de yasal olarak kurulmuş ve yasaların gereğini yerine getirerek seçime girmeye hak kazanmış bir partidir. Dolayısıyla bu gerçek, dikkate alınarak, bu gerçeğe uygun bir uslup sorumlu gazeteciliğin gereği olmalıdır.

 

Elbette her gazetenin bir yayın politikası ve benimsediği bir siyasi görüşü olabilir. Bu doğallıkla karşılanmalıdır. Okuyucu kendi siyasi fikrine göre bu durumu değerlendirecektir. Burada gazetecilik ilkeleri bakımından sorun olan yasal gerekleri yerine getirmiş bir partiyi krimanilize etmeye yönelik bir üslubun tercih edilmiş olmasıdır. Böylesi bir üslup, ayrımsız olarak hiçbir partiye karşı kullanılmamalıdır.

 

Şu seçim döneminde medyanın bütün organlarının sayfalarında seçime katılan bütün partilerin politikaları eleştiri süzgecinden geçecek yurttaşlar da bu tartışmalardan sonuç çıkararak kararını verecektir. Demokrasinin gereği olarak, bir eleştiri yapılacaksa o partinin politikaları üzerinden gerçekleşmelidir.

 

Şunu da dile getirmeden geçmeyelim ulus devletlerin hiyerarşik dizilişiyle oluşmuş eşitsiz, bir insanlık cumhuriyetine evrilmesi gereken, bir siyasi dünya sistemi içerisinde yaşıyoruz. Her ulus devlet bir bayrakla kendisini simgelemekte ve o topraklarda yaşayan tüm yurttaşların simgesi olarak tezahür etmektedir. Herşeyden önce siyasi partilerin  ulus devletin bayrağını toplumun bir başka kesimine karşı simge olarak kullanması doğru değildir.

 

Nasıl toplumun dini inançlarının siyasi istismar konusu edilmesi yanlışsa, devleti simgeleyen bayrağın da siyasi istismar konusu edilmesi o kadar yanlıştır.

 

Seçime katılan bütün partiler de, basın da, toplumun tüm sosyal, kültürel, dini, etnik, cinsel farklılıklarını değerlerini dikkate almalı farklı kimlikleri rencide etmemelidirler.

 

HDP’nin değişik siyasi çevrelerden oluşmuş bir özelliğe sahip olduğu biliniyor. BDP’de batıda bu parti içerisinde yer alıyor. Barış süreci bakımında özgün bir niteliğe sahip. 1 Yılı aşkın bir süredir de Türkiye barış sürecinin başlamasıyla çatışma ortamından çıkmış bulunuyor. o günden beri tek bir Türk gencinin, tek bir Kürt gencinin kanı akmadı. Analar yavruları için ağlamadı, gözyaşı dökmedi. Ulaşılan bu aşama hepimizin arzusu değil mi?

 

Çözümün kalıcı hale gelmesi, Anadolu topraklarında barış ve kardeşliğin rüzgarlarıyla yaşamak değil mi hepimizin arzusu?

 

Bunca acıdan sonra bize göre, bu topraklarda  yaşayan her yurttaş barışı ve kardeşliği istemekte ve bir daha aynı acılarla karşılaşmayı arzu etmemektedir.

 

datçagündem


Datça Kış Deniz Maratonu Yapıldı Aktarma Tesisi Tıkanınca Olan Oldu

Şubat 15, 2014

Her yıl yapılan Datça Kış Açık Deniz maratonu, bu yıl da pırıl pırıl güneşli bir havada çok sayıda yüzücünün katılımıyla şenlikli bir atmosferde tekrarlandı. Datçalılar yüzme yarışına yoğun bir ilgi gösterdiler.

yüz başlan

Açılışta Muğla valisi de bulunarak bir konuşma yaptı. Daha sonra Datça Kaymakamı konuştu.

Maratona her yaştan 174 yarışmacı katıldı. Yarışmacıların 143’ü erkek 31’i kadındı.

Kumluk plajında toplanan tüm yüzücüler saat 12.00’de hep birlikte koşarak denizle buluştular. Yarışma 2 parkur üzerinden yapıldı. Uzun ve Kısa Parkur olarak. Uzun Parkur Kumluk plajının karşısındaki Fener’e gidip dönmek üzere belirlendi. Uzun Parkur yarışmasına 80 yarışmacı katıldı.

Kısa Parkur ise Kumluk plajından Taş İskeleye gidiş dönüş mesafesiydi.

Uzun Parkur yarışmasının birincisi 1 saat 10 dakikayla Emre Erdoğan oldu. Dursun Sarı 1 saat 16 dakikayla ikinci olurken, Temel Altunbaş 1 saat 27 dakikayla üçüncü oldular.

bir yakın

Kısa parkur yarışmasının erkekler arasındaki derecelendirmesinde birinci Tahsin Saraç, ikinci Oğuz Cem olurken üçüncü de Cem Köseoğlu oldu.Aynı parkurun kadın yüzücü yarışmacılarının birincisi Cansu Kalay, ikincisi Çilem Çelik üçüncüsüyse Ayşe Yasemin Yıldırım oldular.

Datça Kış Açık Deniz Maratonu denizin mavisiyle kıyının yeşilliğinin buluştuğu bu güzelim coğrafyaya bambaşka renkler kattı.

Fotoğraf-0146

Datça’da 1 Eylül’de Simi’yle barış ve kardeşlik yüzme etkinliğinin ve Datça Kış Açık Deniz Maratonu’un mimarlarından 68’li gençliğin hep genç kalan timsali Necati Sağır yine denizin mavi sularını kulaçladı.

Bütün bu güzelliği yaralayansa ne yazık ki kötü bir sürpriz oldu. Yarışmanın başlamasına kısa bir süre kala, yarışmanın başlangıç alanı olan Kumluk plajının ortasından bir pis su akıntısı, masmavi denizin bağrına doğru akmaya başladı, kıyı bölümünde bulanıklık baş gösterdi. Bu durumun farkına varan Datçalılar yetkilileri aradı.

pis su kum

Bir süre sonra anlaşıldı ki Arıtma tesisinin Aktarma İstasyonunda tıkanıklık olduğundan kanalizasyon sistemi kapaklardan taşmaya başlamış. Bir yandan yarışmanın başlangıç noktasında pis su akıtan bir derecik, diğer yandan aktarma istasyonunun bulunduğu yerdeki kapaktan taşan pis sular denizi kirletmeye başladı.

Bir müddet sonra belediye işçilerinin çalışmasıyla tıkanıklık açıldı Kumluk plajındaki derecik de, Aktarma İstasyonunun oradaki kapaktaki taşma da durdu.

Kuşkusuz bu kötü sürprizi bir talihsizlik olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak talihsizlik kanalizasyon sistemindeki teknik yetersizlik ve arıtma tesisinin yeterli olmamasından kaynaklanıyorsa bu durumu talihsizlik olarak açıklamak tatmin edici olamaz.

akt pis deniz

Öyle ki, yarışmacılardan biri güzergahını değiştirerek tam da pis su akıntısının vuku bulduğu Arıtma Tesisinin önünden kıyıya çıktı.

Datça deniziyle doğasıyla yeryüzünün ender bulunan cennetlerinden biri olarak biliniyor. Marina liman gibi devasa yatırımlarla doğayı tehdit edebilecek tesislere tüm devlet kurumları öncelik verirken, alt yapısı yetersiz bir Datça’nın kirlenen deniziyle, Datça’da sağlıklı yaşama da,  hedeflenen turizm gelirlerine de ulaşamayacağı aşikardır.

Bu yaşanan kötü sürpriz Muğla Valisi’nin, Datça Kaymakamı’nın , Belediye Başkanı’nın gözleri önünde oldu. Bu sorunun ne olduğunu açıklayacak olanlar kuşkusuz yetkililerdir . Alt yapı yatırımlarının devasa bütçe gerektirdiği bilinen bir gerçektir. Belediye bütçesinde öncelikler içerisinde yer almadığı için mi sorun çıkmaktadır. Yoksa böyle bir yatırıma belediyenin bütçesi zaten yetersiz midir?

Eğer belediye bütçesi yetersizse ilgili bakanlığın Marina ve Liman yapımına öncelik vermek yerine Datça’nın altyapısının yeterli hale getirilmesine öncelik vermesi gerekmez mi?

Bilinmelidir ki, deniz kirlenirken, otel, motel, marina, liman tesislerine öncelik vererek yapılacak yatırımlar da hüsrana uğrayacaklardır.

Bu kötü sürprizin nedenlerinin açıklanmasını tüm Datçalılar beklemektedir.

Her şeyden önce turizm gelirlerini artırma beklentisi, doğayla barışık yatırımlara yönelindiği  takdirde mümkün olacaktır.


Datça’da Gezi Soruşturması Sürüyor, Datçalılar Öğretmen Evi Arazisinin Park Olması Taleplerinden Vazgeçmiyor

Şubat 12, 2014

Datça Adliyesinde bugün yine saat 11.00’de Gezi eylemleri dayanışmasında bulunanlar savcılığa ifade verdiler. Aradan aylar geçmesine rağmen soruşturmaları üçüncü dalga olarak niteleyen Oya Özgüven, Datça Dayanışması adına yaptığı basın açıklamasında “Devlet bizi soruşturmaktan vazgeçmiyor, bizler de doğayı savunmaktan vazgeçmiyoruz” diyerek, şöyle devam etti
Fotoğraf-0112
“Onlar soruşturmalarını devam ettirsinler; bizler yurttaşlar olarak yaşam alanlarımızı, ağaçlarımızı, çiçeklerimizi, toprağımızı, doğayı, bir avuç muktedirin rant için, kâr için, para için sürdürdükleri bu hunharca betonlaşmaya karşı savunmaya devam ediyoruz, edeceğiz.” dedi.
Daha sonra açıklamayı sürdürerek ”

Evet, doğayı yağmacıların eline bırakmamakta kararlıyız. Datça, her şehir ve kasabada bulunan bir parktan yoksun olduğundan, yıkılan Öğretmen Evi arazisinin park olarak kullanılması için binlerce Datçalı imza verdi.  Datçalılar bu alanın betonlaşarak tuzu kuruların eline düşmesini  değil, tüm halkın faydalanıp nefes alabileceği  yeşille bezeli bir park olmasını arzu ediyor.
Şimdi soruyoruz, neden şu anda Öğretmen Evi arazisi halkın kullanımına açılmadı da, araçların otoparkı haline geldi? Arabalar nefes almaz, manzaranın tadına varmaz, denizin kokusunu hissetmez; bütün bu duyulara sahip olanlar, canlı varlıklardır. İNSANLARDIR.
Bu güzelim alanı otoparka dönüştürerek arabaların yolunu açan hangi resmi kurumsa, ona sesleniyoruz, derhal arabaların yolunu kapa, ağaçların çiçeklerin, İNSANLARIN yolunu aç.
ÖĞRETMEN EVİ ARAZİSİ PARK  OLACAK.” diyerek açıklamayı nihayetlendirdi.
Yine öğleden sonra saat 14.00’te oğluyla birlikte soruşturma için adliyeye gelen Cem Avşar bir basın açıklaması yaparak duygularını şöyle ifade etti
Fotoğraf-0115

“Bugün ifademi verirken aklıma Datça’ya kesin yerleşmeye karar verdiğim günler aklıma geldi. Yine bir sömestr tatili sonrasıydı. Kızımın okul tatilinde karavan ile Datça’ya geldik ve yerleştik.

Aradan 25 yıl geçmiş şimdi de bu kasabada doğan oğlum ile aynı gün savcılık makamına ifade veriyoruz.

Davet nedenimiz, Gezi eylemleri sürecinde Datça’da yapılan protesto etkinlikleri.

Burada bulunan herkesin bildiği üzere yapılan tüm eylemler, çevreye zarar vermedenşenlik halinde geçmişti.

Anayasal hak olarak yapılan basın açıklamalarında ise onurlu bir barış, özgürlük alanlarının genişletilmesi, anayasal hakların bir an önce verilmesi, bitmeyen şaibeli davalar, gözaltılar ve paketlere sıkışan demokratik haklarımız diye anımsıyorum.

Yerel seçimlerin yaklaştığı şu günlerde ortalığa saçılan yolsuzluk haberleri, kirlenmiş ilişkiler, istifalar, paralel ilkesizlikler, demokrasi paketleri yerine ayakkabı kutuları muhabbetleri ayyuka çıkmış vaziyette. Üstüne üstlük bir de internet sansürleri…

DEemek ki o günlerde sokakta olup tepki gösteren yurttaşlar gerçekten haklıymış…

Soruşturmaya neden olan gezi eylemlerinde yıkılan öğretmen evi arsasının halka açık ağaçlandırılmış bir PARK YAPILMASI düşüm vardı.

Datça’da da yerel seçim hazırlıkları sürüyor. Bildiğim kadarıyla seçime katılan siyasi partilerin başkan ve eş başkanları belli oldu.

Şimdi basın mensubu arkadaşlar kanalı ile yerel yönetime aday olan siyasi arkadaşlar, stk’lara, Mimar Mühendis Odaları temsilcilerine, kent meclisine ve değişik Datça platformlarına sormak istiyorum.

Bu alan için ne düşünüyorsunuz?

Bir projeniz var mı? Mesela AVM yapmak, Eğlence merkezi ya da katlı otopark gibi.

Ya da burasının halka açık yeşil alan-park olarak kazandırma talepleri dile geldiğinde buna siz de katılır mısınız?

Ben kendi adıma ve benim gibi düşünenlerle buraya tekrar ucube bir yapı yapılmaması için tüm anayasal haklarımı kaullanacağımı beyan ederim.”


BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız Datça HDP Seçim Bürosunun Açılışında “Eminim Can Yücel’de HDP Saflarında Yerini Alırdı”

Şubat 8, 2014

Yerel seçimlere hazırlanan Halkların Demokratik Partisi Datça’da seçim bürosunun açılışını coşkulu halk katılımıyla gerçekleştirdi. BDP milletvekil Faysal Sarıyıldız’ı onlarca arabalık konvoyla Datça girişinde partililer karşıladı. Ambarcılar caddesinde bulunan seçim bürosunun açılışı geniş katılımla birlikte sokağa taştı ve HDP’nin seçim şarkısı Şehir Senin müziği eşliğinde halaylar çekildi.

Fotoğraf-0101

Açılışta BDP milletvekili Faysal Sarıyıldız,HDP MYK üyesi Sezai Temelli, Muğla HDP İl eşbaşkanları Serdar Şakar ve Adalet Aydın, Muğla BDP İl eşbaşkanı Ahmet Beler, Muğla HDP Belediye eşbaşkan adayı Ayşe Erdem, Datça HDP İlçe eşbaşkanı Süleyman Sözkesen, Datça BDP İlçe eşbaşkanı Ayhan Dinç, Datça HDP belediye eşbaşkan adayları Selim Şimşek ve Çiğdem Erkan konuşma yaptılar.

Seçim bürosunun açılışını sunan Hürriyet Karadeniz:Bugün anadolunun dört bir yerinde, her yerinde, her köşesinde, her köyünde yüreği barış için, yüreği özgürlük için, yüreği eşitlik için, yüreği barış için atan bütün insanlar Türkler, Kürtler, Ermeniler, kadınlar hepsi birarada, barış için özgürlük için bir araya gelmiş durumdalar.

Biz bu ülkeyi parselleyip satanlara bırakacak mıyız? Hayır bırakmayacağız. Anadolunun Kürdistan’ında BDP, Türkiye’nin batısında HDP olarak seçimlere girmiş bulunmaktayız. BDP kendi binasını HDP’ye seçim binası olarak verdi. Seçim ofisi olarak burayı kullanacağız.

Şimdi BDP İlçe eşbaşkanı Ayhan Dinç’i konuşmaya davet ediyorum dedi.

Ayhan Dinç şunları söyledi: “Hepinize hoş geldiniz diyorum. Burada resmi olarak kuruluşa geçen BDP kısa sürede ve geniş bir halk kitlesiyle buluştu. Başta yönetimime ve bütün dostlara teşekkür ediyorum. Tekrar hoş geldiniz diyorum. Biz diyoruz ki şehir bizim diyoruz. Hayat bizim, sokak bizim, şehirlerimizde biz yaşıyoruz, şehirimizi de biz yöneteceğiz.Türk’ün Kürt’ün, Çerkez’in Alevi’nin Laz’ın bütün ezilen halkların mücadelesinde canı yürekten başarılar diliyorum.Sayın Faysal Sarıyıldız zindanlardan çıktı aramıza geldi, şeref verdi bize.”

Daha sonra HDP Datça İlçe Eş başkanı Süleyman Sözkesen söz aldı: “Seçim çalışmalarına BDP İlçe teşkilatının binasında seçim çalışmalarını başlatmış bulunmaktayız. BDP İlçe teşkilatına bu örnek davranışından dolayı teşekkür ederiz. HDP olarak Datça belediye yönetimine talibiz ve de iddialıyız. Çünkü diğer adaylardan faklıyız, temel farkımız, şehir bizim, ilçe bizim, mahalle bizim hem yöneten hem yönetilen olmak istiyoruz. Bu yüzden hepimiz siyasete ve politikaya vakit ayırmamız gerekiyor.”

Datça Belediye eşbaşkan aday Selim Şimşek de şunları söyledi: “HDP belediye başkan adayıyım Vekilimiz teşrif ettiği için teşekkür ediyorum.”

Eş başkan adayı Çiğdem Erkan konuşmasında: “Hepiniz hoş geldiniz, şehir bizim, birlikte yöneteceğiz. Tekrar tekrar söylüyorum ama hep söylüyorum barış için tüm birlikte halkların onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için buradayız buna hepimizin destek olması gerekiyor.”

Muğla HDP İl eşbaşkanı Adalet Aydın söz alarak: “Şimdi tabii müzikle uğraşınca ve müzisyen arkadaşımız da asistanlık yapınca biraz müziğe de zaman vermek istedik.Görüyorsunuz ne kadar zenginiz halkımız burada . Bilumum başkanlar burada. Datça Datça olalı böyle bir seçim mitingi, böyle bir seçim bürosu açılış gördü mü? Datça tarihine çok önemli bir gün yazılıyor.Bize güç katmak için yolları aşıp gelmiş milletvekilimiz sayın Faysal Sarıyıldız’a teşekkür ediyoruz.”

Fotoğraf-0107

Diğer HDP İl eşbaşkanı Serdar Şakar şunları söyledi: “Değerli Datçalılar hoş geldiniz. Ben çok kısa konuşacağım. Bu daha başlangıç mücadeleye devam diyorum. Yolumuz açık olsun.”

Muğla BDP İl eşbaşkanı Ahmet Beler söz aldı: “Sayın milletvekilim , saygıdeğer Datçalılar hepiniz hoş geldiniz. Bizler bu çalışmayı burada başlatırken gerekten burada potansiyelin olduğunu farkına varmıştık. Sizlerle ortaklaşmıştık, sizlerlerle beraber bunu başaracağımıza inanıyoruz.Datça’da bir ilke imza atacağımıza inanıyoruz.”

Fotoğraf-0109

Muğla Belediye başkan adayı Ayşe Erdem konuşmasında: “Sayın vekilim, bütün başkanlar, bütün dostlar hoş geldiniz. Sayın başkan benim söyleyeceklerimi söyledi. Biz datça’yı almışız. Gerçekten. Hakikaten çok güzel bir manzara. Kürdistan’da BDP ile batıda HDP ile yerel yönetimlerin çoğunu alacağız, oylarımızı yükselteceğiz.”

HDP MYK üyesi Sezai Temelli söz aldı: “Merhaba arkadaşlar, Buradan çok güzel görünüyor. Önümüzdeki iki ay boyunca az uyuyalım, az gezelim, az yemek yiyelim, çok çalışalım.Bu çalışmayı belediye başkanlığı kazanmak iki tane belediye meclis üyeliği kazanmak için değil bu çalışmayı biz bir mücadele bir seçim çalışmasını bir müğcadeleye çevirtiyoruz.Biz barış, özgürlü, demokrasi ve eişitlik mücadelesi olarak veriyoruz. Bu mücadeleye devam.”

Fotoğraf-0111

Şırnak milletvekil Faysal Sarıyıldız. Kürtçe başladığıu konuşmasına şöyle devam etti: “Çok mutlu oldum teşekkürler. Eşit özgür bir yaşam için , kent hakkı için, doğa hakkı için, kadın hakkı için, çocuk hakkı için, bilcümle tüm evren için biraraya gelen tüm dostlara, tüm yoldaşlara selam olsun.

Datça’da olupta Can Yücel’i anmamak olmaz burada yaşasaydı eminim, O da HDP saflarında yerini alırdı. Can Babayı burada saygıyla sevgiyle anıyoruz.

Arkadaşlar biliyorsunuz 2009 yılında Kürt siyasi hareketi içinde yer alan binlerce insan içeri tıkıldı. O zaman bir seçim yaşamıştık, büyük bir başarıyla çıkmıştık. Bu ülkede artık silahlı yöntemlerin şiddetin dışında mücadeleyi yürüteceğimiz imkanlar alanlar sağlanmıştı. Ama bunu içine sindiremeyenler, savaştan kandan nemalananlar bize yöneldiler, siyasetimize yöneldiler, halkımıza yöneldiler binlerce insanı içeri tiktilar. Şu an onlar birbirlerine düşmüş, biz burada giderek çoğalıyor, giderek büyüyoruz. Bu ruhu selamlıyoruz.

Biz yeni dönemi HDP ile karşılayacağız. HDP’de Mahirlerin ruhu var, Kemallerin ruhu var, Denizlerin ruhu var Her şeyden önce HDP’nin ileride ne yapacağını görmek isteyenler varsa Rojava’ya baksınlar Kürdistan Rojava’sına baksınlar. Orada görecekler. Rojava’da ortadoğu kan deryasına dönmüşken, hergün yüzlerce insan ölüyorken, orada demokratik özerklik örülüyor, oradaki tüm etnikler, tüm halklar tüm ezilen sınıflar birarada yaşamlarını belirliyor. Kararlarını birarada alıyor, barış içerisinde yaşıyorlar. Son zamanlarda üç kanton ilan edildi. O kantonlarda, oranın sosyolojik kültürel, siyasal etnik sınıflar gerçekliğine uygun temsiliyetler yaratılıyor. O meclislerde halkın tüm katmanları da tüm renkleri, de tüm halklardan, inançlardan insanlar yer alıyor. Biz yüz yıllık cumhuriyet olmamızla övünmeye çalışıyoruz. Biz hala herkese tek dili tek rengi tek ideolojiyi dayatırken daha bir yıl ya da iki yıllık bir müddet süren orada, Kürtçenin yanısıra Süryanice ve Arapça resmi diller olarak kantonlarda özgürce kullanılıyor. Hiç bir engelle karşılaşmıyor. 90 yıllık, yüz yıllık cumhuriyet buna bakıp utansın. Datça aynı zamanda anadolunun bir prototipi gibi Datça’da bir çok etnikten, birçok inançtan insan var.Datça’nın aynı zamanda güzel bir doğası güzel bir çevresi de var.Şu anda kurduğumuz içerisinde yer aldığımız HDP tam da böyle bir doğayı kirletmeden korumaya çalışıyor, geliştirmeye çalışıyor. Böylesi bir yerde birarada özgürce, eşitçe, kardeşçe yaşamanın sırrını her tarafa fısıldıyor. Biz bu ruhunuzu selamlıyoruz.

Arkadaşlar belirteyim bu bir başlangıç. Yönetmeye talipsek, kent bizimdir, biz yöneteceğiz diyorsak. Bundan sonra kimse bizim yaşamımıza ilişkin kararlar versin istemiyorsak, hayatımızı biz belirlemek istiyorsak, bundan sonra 24 saat çalışmamız gerekiyor. Biliyorsunuz hegemonyadan, iktidardan uzak yaşamak kolay değil, bedel istiyor.Kürt halkı yıllardır, Türkiye sol hareketi .yıllardır bu bedelleri ödüyor. Şu an zafere oldukça yakınız. Gücümüzü Anadolu sathında, Mezopotamya sathında birleştirdiğimizde inanıyorum ki, umut ediyoruz ki, özgürlük, özgür yaşam hayalini kurdduğumuz günler çok yakındır. Sizin de bu bilinçte bu kavrayışta bu inançta olduğunuza inanıyor sizi tekrar saygıyla selamlıyorum