Datça’da Marina İnşaatı İçin Ağaçlandırma Alanı Tepe Taş Ocağı Oldu

Kasım 30, 2013

Datça Meteoroloji İstasyonunun hemen yanında ve deniz kenarında bulunan tepelik alan yaklaşık 2 haftadan beri taş ocağı olarak kullanılmaya başladı.

Fotoğraf-0047

Çevre sakinlerinin söylediklerine göre sabah 7.30-8.00 sıralarında başlayıp bazı geceler saat 22.00’ye kadar iş makineleri tepeyi kazmayı sürdürüyor.

Meskun alanda faaliyet yapan iş makinelerinin yarattığı gürültü kirliliği hem çevre sakinlerini hem de bu alanın hemen yanı başında olan Turizm Meslek Lisesinde öğrenim gören öğrencileri de etkiliyor kuşkusuz.

Doğal güzelliğe bir hançer gibi saplanan, Topan Ada’yı yok eden, endüstriyel turizme yol açıp, Datça’yı betonlaştırma riski altına sokan, Marina inşaatı için taş çıkarılıp düzleştirilen tepe aynı zamanda ağaçlandırma bölgesi. Bu alan telle çevrilerek yeni çam fidanları ekilerek orman yapılması hedeflenmiş.

Fotoğraf-0048

Ancak şimdi dikilen ve gelişmiş olan çam fidanları iş makinelerinin taş çıkarma çalışmaları sırasında yok oluyor. Tam deniz kenarında olan tepelik alan düzleştirilerek  topoğrafyası değiştiriliyor.

Bilindiği üzere Datça özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiştir. Buna göre:

* Deniz ve dere kıyısında, kıyı çizgisinde veya kıyı kenar çizgisine, kıyının doğal yapısını değiştirecek kazı ve dolgu adı geçen kurumun görüşü ve Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın onayı olmadan yapılamaz.

* Kum, çakıl çekilemez gerek kıyılara gerekse iç kısımlara moloz, cüruf, çöp atılamaz. Taş ve maden ocağı kurulamaz. Pis su hiçbir şekilde
deniz, dere ve araziye deşarj edilemez.

Fotoğraf-0050

Ağaçlandırma alanı olan bu tepenin  taş ocağı olarak kullanılması için Özel Çevre Koruma Kurulu’ndan izin alınması yasa gereği şarttır. Gerekli izinlerin alınıp alınmadığı konusunda yetkililerin açıklama yaparak yurttaşları aydınlatması gerekir.

Sivil toplum kuruluşlarının çevre derneklerinin meskun bir alanda doğanın tahribine yol açabilecek taş ocağı çalışması hakkında uyarıcı olmaları yerinde olacaktır. Doğanın tahribinin nereye kadar uzanacağı bilinmiyor. Bilmek ve dur demek duyarlı kuruluşların ve insanların omuzunda gözüküyor.